Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2020/764 E. 2023/5459 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/764
KARAR NO : 2023/5459
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2015/197 Esas, 2015/282 sayılı Kararının suçtan zarar gören Hazine vekili ile sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında başvuru tarihinde katılan sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, süresinden sonra vaki olmasına ve tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.01.2015 tarihli ve 2013/115950 Soruşturma, 2015/495 Esas, 2015/48 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 248 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2015/197 Esas, 2015/282 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine vekili, katılma hakkı tanınmayıp vekalet ücreti takdir edilmediği, sanık ve müdafii, suçun unsurların oluşmadığı ve lehe hükümlerin uygulanmadığı gerekçeleriyle hükmü temyiz etmişlerdir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, … ile 26.07.2006 tarihinde Sayısal Oyunlar Bayilik Sözleşmesi imzaladığı, yapılan bayilik sözleşmesinin 3/o maddesi gereğince her hafta toplanan oyun bedellerinin tamamını katılan idarenin ilgili hesabına yatırmakla yükümlü olduğu halde topladığı parayı katılan idarenin hesabına yatırmayarak 8.877,45 TL’sini uhdesinde tuttuğu ve böylece imzaladığı sözleşmenin gereklerini yerine getirmeyerek üzerine atılı zimmet suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın her hafta toplanan oyun bedellerinin tamamını katılan idarenin ilgili hesabına yatırmakla yükümlü olduğu halde topladığı parayı katılan idarenin hesabına yatırmayarak 8.877,45 TL’sini uhdesinde tuttuğu ve böylece imzaladığı sözleşmenin gereklerini yerine getirmediği tespit edilmiş olup, kovuşturma aşamasında davaya katılma isteminde bulunmayan ve katılmasına da karar verilmeyen Hazine lehine kanun yolu muhakemesinde vekalet ücreti hükmedilmesine yasal olanak bulunmadığı nazara alınarak, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Ancak;
Sanığın zimmetine geçirdiği kabul edilen toplam 8.877,45 TL’nin, suç tarihindeki ekonomik koşullara ve Dairemiz uygulamalarına göre, değer azlığı sınırında kalması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 249 uncu maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun ve maddenin beşinci fıkrası gereğince yasaklama kararına hükmedilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2015/197 Esas, 2016/282 sayılı Kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.