YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11745
KARAR NO : 2022/14345
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhaleye fesat karıştırma, rüşvet
HÜKÜM : a) Sanık … hakkında iddianamede2, 4, 5, 9, 11, 14 ve 16 numaralı ihaleler olarakbelirtilen doğrudan teminle yapılan alımlarailişkin ihaleye fesat karıştırma isnatlarınınzincirleme icrai davranışla görevi kötüyekullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan ve 7, 13 ve 18 numaralı ihaleler ile ilgili olarak zincirlemeihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet, b) Sanıklardan … ve … hakkında iddianamede yer verilen 13, … hakkında 18,… hakkında 7, …
hakkında 13 ve 18 numaralı ihaleler ile ilgili olarak ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet,c) Sanık … hakkında iddianamede yer verilen 2, 4 ve 5 numaralı ihaleler ile ilgili ihaleye fesat karıştırma isnatlarının zincirleme şekildeicrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna azmettirme suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet,d) Sanık … hakkındaiddianamede 14 ve 16 numaralı ihaleler olarak adlandırılan ihalelere ilişkin ihaleyefesat karıştırma isnatlarının zincirleme icrai
davranışla görevi kötüye kullanma suçunuoluşturduğu kabulüyle mahkumiyet,e) İddianamede yer verilen 18 numaralı ihaleile ilgili olarak sanıklardan …
hakkında rüşvet verme, … hakkında rüşvet alma suçlarından beraat,f) Diğer isnatlar yönünden tüm sanıklar hakkında beraat. …, …, …, …, …,…, … ve
… müdafileri
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK’nın 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05/07/2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa’nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı, 25/02/2013 tarihli ve 2010/186 Esas, 2013/28 sayılı Karar ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık … hakkında temyiz incelemesine tabi nitelikte hüküm kurulmadığı, sanık … ve … müdafilerin 07/04/2021, … müdafin ise 20/04/2021 havale tarihli dilekçeler ile temyiz taleplerinden vazgeçtikleri gözetilerek; beraat hükümlerinin gerekçesine yönelik bir temyizi olmayan, bu itibarla temyizde hukuki yararı bulunmayan sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafilerin temyiz taleplerinin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan … vekilinin sanıklar hakkında verilen tüm beraat, müdafilerin sanıklar haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemleri ve sanık … müdafin vekalet ücretine münhasır temyiz talebi ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
25/02/2013 tarihli ve 2010/186 Esas, 2013/28 sayılı Karar ile haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanıklar … ve … hakkında hüküm kurulmadığı halde gerekçeli karar başlığında bu sanıkların isimlerine yer verilmesi ve hükmün gerekçe kısmı ile uyumlu biçimde, iddianamede yer verilen 16 numaralı ihale doğrudan teminle alım niteliğinde olmakla hüküm fıkrasının 21/a bendinde sanık … hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü kapsamında değerlendirildiği halde 22/a bendinde zincirleme şekilde ihaleye fesat karıştırma suçundan mahkumiyet hükmü kurulan ihaleler arasında bu alıma da yer verilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak değerlendirilmiş, iddianamede yer verilen 9 numaralı ihale ile ilgili olarak sanık … hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davası açılmadığı halde beraat kararı verilmesi hukuki değerden yoksun olduğundan bozma nedeni yapılmamış, 4 numaralı ihale ile ilgili olarak sanıklardan …, 7 numaralı ihale ile ilgili olarak …, 12 numaralı ihale ile ilgili olarak …, 17 numaralı ihale ile ilgili olarak … ve …, 18 numaralı ihale ile ilgili olarak … hakkında rüşvet verme, … hakkında tüm bu sanıklardan rüşvet alma, 14 numaralı ihale ile ilgili olarak …, 17 numaralı ihale ile ilgili olarak …, …, … ve … hakkında ihaleye fesat karıştırma suçlarından kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, bu suçlardan mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Rüşvet suçunun menfaatin kamu görevlisi tarafından temin edildiği anda tamamlanacağı ancak kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir işi yapması veya yapmamasına bağlı olarak kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlanması hususunda kamu görevlisiyle … sahibinin serbest iradeleri ile rızaları uyuşarak rüşvet anlaşması yapılmasının da suçun oluşumu için yeterli olduğu, buna karşılık tüm dosya kapsamına göre rüşvet anlaşmasının her türlü kuşkudan uzak ve kesin bir şekilde ispatlanamadığı nazara alındığında, kamu görevlisi olan sanık …’ya isnat olunan fiillerin suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 257/3. maddesine mümas görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ayrıca doğrudan temin yöntemi ile yapılan alımlara yönelik ihaleye fesat karıştırma suçundan kamu davaları açılmış ise de doğrudan teminin bir ihale usulü olmaması nedeniyle ihaleye fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle kamu görevlisi olan sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde TCK’nın 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu, kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların ise aynı Kanun’un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suçlara iştirak suçunu oluşturacağı, diğer yandan suça konu ihaleler nedeniyle kurum zararı oluşmadığının anlaşılması karşısında, sanıklara isnat edilen ihaleye fesat karıştırma eylemlerinin sübutu halinde 5237 sayılı TCK’nın 6459 sayılı Yasa’nın 12. maddesiyle değişik 235/3-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı, bu suçların söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, ihaleye fesat karıştırma ve TCK’nın 257/1. maddesi kapsamında düzenlenen suç yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 25/02/2013 tarihli mahkumiyet hükümleri, 257/3. maddesi kapsamında düzenlenen suç bakımından ise 06/06/2012 tarihli son sorgu işleminden itibaren bu sürenin hükümden önce dolduğu gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanıklar müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar haklarında açılan kamu davalarının aynı Yasa’nın 322 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 08/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.