YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12363
KARAR NO : 2023/3635
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık … müdafiin süresinden sonra vaki ve tayin olunan ceza miktarına nazaran da yasal koşulları bulunmayan duruşma talebinin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi gereğince REDDİNE ve incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Suç tarihinde mali müşavir sıfatıyla bilirkişi olarak görev yapan sanık …’in, … 1. İcra ve İflas Müdürlüğünde iflas dosyaları bulunan … Süt Mamülleri Gıda ve İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. isimli firmanın yetkilisi olan diğer sanık …’dan, şirkete ait mizan ve bilançolar üzerinde geçmişe yönelik değişiklikler yaparak şirketi borca batık göstermek ve bu değişikliklerle ilgili defterleri onaylatmak karşılığında menfaat temin ettiği iddia ve kabul edilen somut olayda rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de; Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230/1 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının; herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin ve değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği, yine 5237 sayılı TCK’nın rüşveti tanımlayan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının rüşvet suçu kapsamından çıkarılarak TCK’nın 257/3. maddesi kapsamına alındığı, failin görevine giren bir iş olması yanında rüşvet sonucu istenilen belirli eylem ile failin görevi arasında mutlak bir bağın varlığının ve ayrıca bir rüşvet anlaşmasının bulunması gerektiği bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması icap ettiği, dosya kapsamından rüşvete konu paranın 21/10/2009 tarihinde gönderilmesine rağmen sanık …’in ilgili iflas dosyalarında 26/01/2010 tarihinde bilirkişi olarak görevlendirildiğinin anlaşılması karşısında; bilirkişi olarak atanmadan atılı özgü suçun faili olamayacağı gözetilerek, bütün deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle görevinin gereklerine aykırı olarak hangi iş ve eylemi nedeniyle, ne kadar para verildiği ve alındığı ya da rüşvet anlaşmasının gerçekleşip gerçekleşmediği, rüşvet sonucu istenilen belirli eylemin kamu görevlisi sanığın görevinin ifası kapsamında bulunup bulunmadığı da karar yerinde ortaya konulmadan, ayrıca hükme esas alınan telefon görüşme dökümlerinin (tapelerin) onaylı ve okunaklı birer suretleri dosya içerisine alınmadan eksik inceleme sonucu yetersiz gerekçe ile sanıklar haklarında yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
Rüşvet aldığı kabul edilen sanık … hakkında uygulama maddesinin 6352 sayılı Kanun’un 87. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 252. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle 1. fıkrası yerine doğrudan anılan Kanun ve maddenin 1. fıkrası olarak gösterilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Atılı suçu 5237 sayılı Yasa’nın 53/1-a madde-fıkra-bendindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiği kabul edilmesine rağmen sanık … hakkında aynı Yasa’nın 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 28/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.