YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12443
KARAR NO : 2023/7918
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/304 Esas, 2016/405 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : …
KATILANLAR : …, …, …
SUÇLAR : Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma, sanıklar … ve … hakkında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na (1163 sayılı Kanun) aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafii, suçtan zarar gören vekili, katılanlar … ve …
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/405 sayılı Kararının, sanıklar müdafii, katılanlar … ve … ile suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklara atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen … ve …’in kamu davasında katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı, diğer yandan sanıklar müdafiinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında öngörülen bir hafta içerisinde verdiği süre tutum dilekçesinde sanık …’ın adını belirtmediği, bu süre geçtikten sonra 26.05.2016 havale tarihli temyiz dilekçesi ile sanık … yönünden de temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanıklar müdafii ile suçtan zarar gören vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Dikili Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.03.2015 tarihli ve 2014/1717 Soruşturma, 2015/217 Esas, 2015/216 numaralı İddianamesiyle sanıklar …, …, …, … ve … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, sanıklar … ve … hakkında 1163 sayılı Kanun’un Ek 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/405 sayılı Kararı ile sanıklar …, …, …, … ve … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine, sanıklar … ve … hakkında 1163 sayılı Kanun’un Ek 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 25 gün hapis cezasından çevrilen 500 TL ve doğrudan hükmolunan 4 gün karşılığı 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri
Sanıklar hakkında kooperatif zararının giderilmediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının hatalı olarak uygulanmadığı, kooperatif genel kurulunda yapılan oylama sonucunun dava açılmaması yönünde olduğu halde sanıkların ibra edilen eylemi nedeniyle zarar oluştuğunun kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, sanık …’ün her ay 1 kez toplantıya katıldığı 3 kez üst üste toplantıya katılmamasının olmadığı ayrıca Ankara’daki iş ve işlemler için sanık …’in görevlendirilmesi nedeniyle seyahat bileti kesildiği, sanıkların 2010, 2011 yıllarında ibra edildiği, bu hususlar göz önünde bulundurulmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.
B. Katılan …’in temyiz sebepleri
Sanıklar haklarında daha ağır ceza verilmesi gerekirken eksik ceza tayin edildiği ve erteleme hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu yönlerinden hükümleri temyiz etmiştir.
C. Katılan …’nın temyiz sebepleri
Sanıklar haklarında daha ağır ceza verilmesi gerekirken eksik ceza tayin edilmesinin ve erteleme hükümlerinin uygulanmasının bozmayı gerektirdiğine ilişkindir.
D. Suçtan zarar gören Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri
Bakanlığın dava ve duruşmalardan haberdar edilmemesinin kanuna aykırı olduğu, sanıklara verilen cezaların ertelenmesinin hukuka uygun olmadığı, sanıkların daha ağır ceza ile cezalandırılmaları gerekçesi ile hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanıklardan …, …, …, … ve …’in suç tarihlerinde S.S. … Sahil Turizm Arsa ve Konut Yapı Kooperatifinde yönetim kurulu üyesi, … ve …’ın ise denetim kurulu üyesi oldukları, 26.04.2010, 10.05.2010, 17.05.2010 ve 25.05.2010 tarihli yönetim kurulu toplantılarına mazeretsiz olarak katılmayan sanık …’ün, bu toplantılara katıldığı gerekçesiyle üç adet bilet bedeli olarak 135,00 TL’nin adı geçene usulsüz olarak ödendiği, böylelikle yönetim kurulu üyesi sanıkların kooperatifi zarara uğratmak suretiyle üzerlerine atılı icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri, denetim kurulu üyesi olan sanıklar … ve …’ın ise 1163 sayılı Kanun’un 66 ve 67 inci madde hükümlerine uygun hareket etmeyerek denetim görevlerini gereği gibi yerine getirmemeleri sebebiyle anılan Kanun’un ek 2 nci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davrandıkları kabul edilerek atılı suçlardan cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1163 sayılı Kanun’un ek ikinci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, suçtan zarar gören Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının, kooperatifler ve üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan dolayı açılan kamu davalarına katılma hakkı olduğu, bu sıfatının gereği olarak 5271 sayılı Kanun’un 233 ve 234 üncü maddeleri uyarınca kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
Suç tarihinde S.S. … Sahil Turizm Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyesi olan sanık …’ün 26.04.2010 ile 27.05.2010 tarihleri arasında 4 yönetim kurulu toplantısına katılmadığı halde huzur hakkı ücretinin ve şehirlerarası seyahat faturası bedellerinin kooperatiften alınması şeklinde isnat olunan eylemlerinin sübutu halinde zimmet suçunu oluşturabileceği, bu suçtan dolayı yargılama yapma, delilleri değerlendirme ve suç vasfını belirleme görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu, diğer sanıkların eylemlerinin de birlikte değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak 5235 sayılı Kanun’un 12 nci ve 5271 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle sanık … müdafii ile şikayetçiler … ve …’nın temyiz istemlerinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.04.2016 tarihli ve 2015/304 Esas, 2016/405 sayılı Kararına yönelik sanıklar …,…,…,… müdafii ile suçtan zarar gören bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen tüm hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.