YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12474
KARAR NO : 2023/5507
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1020 Esas, 2020/1025 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : 1-Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2020 tarihli ve 2019/158 Esas, 2020/14 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkûmiyet,
2-Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/1020 Esas,
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/1020 Esas, 2020/1025 sayılı Kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
15.07.2020 tarihli ve 31186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7249 sayılı Avukatlık Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10 uncu maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesine eklenen 5 inci fıkra ile avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının uygulanmayacağı hükmünün getirildiği, ayrıca 7343 sayılı İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 15 inci maddesi ile 1136 sayılı Kanun’a eklenen ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren geçici 24 üncü madde ile de anılan Yasa’nın 59 uncu maddesinin beşinci fıkrasının, bu tarihten itibaren 15 gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15.07.2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanmasına olanak sağlandığı, bu itibarla sanık müdafiinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik incelemeye konu temyiz isteminin 1136 sayılı Yasa’nın geçici 24 üncü maddesindeki 15 günlük süre içinde yapılmış talep olduğunun Anayasa’nın 36 ncı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde düzenlenen hak arama özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak kabulü gerektiği gözetilerek tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiş ve sanık müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek esasın incelenmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin dosya kapsamına göre uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verilmekle, gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Suç tarihinde avukat olarak görev yapan sanık hakkında 1136 sayılı Kanun hükümleri uyarınca usulüne uygun olarak alınan soruşturma ve kovuşturma izinleri sonrası Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.07.2019 tarihli ve 2019/1420 Soruşturma, 2019/511 Esas, 2019/48 numaralı İddianamesi ile ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talepli iddianame tanzim edilmiştir.
2. Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2019 tarihli ve 2019/103 Esas, 2019/141 sayılı Kararı ile sanığın hangi eylemleri nedeniyle atılı suçu işlediğine dair anlatıma yer verilmeden, sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamasının yapılması talebiyle son soruşturmanın Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3. Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.01.2020 tarihli ve 2019/158 Esas, 2020/14 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci ve 52 nci maddeleri gereği 75 tam gün karşılığı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği 37 gün süreyle birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına hükmedilmiştir.
4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/1020 Esas, 2020/1025 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olması sebebiyle sanığın temyiz isteminin reddine dair görüş içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, kararın kesin olmayıp temyiz incelemesine tabi olduğu, sanığın mevsim koşulları nedeniyle mazeret dilekçesini sunduğu ancak mahkemece bu hususun göz ardı edildiği, sanığın kusurunun bulunmadığı, eylemleri nedeniyle bir zararın doğmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin hatalı olduğu sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık avukatın, davacı (katılan) vekili sıfatıyla Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/844 esasına kayden görülen ortaklığın giderilmesi davasının 18.03.2014 tarihli duruşmasına kısa bir süre kala Ulusal Yargı Ağı Projesi sistemi üzerinden mazeret dilekçesi gönderdiği ancak mazeretinin yerinde olmadığı, bu nedenle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 150 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına ve akabinde davayı yenileyip bu defa da 06.05.2014 tarihli duruşmasına mazeret bildirmeksizin katılmayarak, mahkemenin 2014/301 esasına kayden görülen davanın aynı Kanun’un 320 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince açılmamış sayılmasına, karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması suretiyle davacının maddi zarara uğramasına, keza davanın zamanında sonuçlanmaması ve elde edilmek istenen sonuca ilişkin tekrar dava açılmasının gerekmesi suretiyle de manevi zarara uğramasına sebebiyet verdiğinden bahisle atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede veya iddianame yerine geçen belgede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, dava konusu yapılan eylemin açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, iddianame yerine geçen ve dava açan belge olan son soruşturmanın açılmasına ilişkin kararda, sanığın hangi eylemleriyle ve ne şekilde atılı suçu işlediğine dair bir anlatım bulunmadığı, dolayısıyla iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılmasına dair kararda suç isnadında bulunulduğunun ve usule uygun kamu davası açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, bu hususun 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasına açıkça aykırılık oluşturduğu gözetilmeden ilk derece mahkemesince yargılamaya devam edilerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması ve kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı Kanun’un 225 inci maddesine muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/1020 Esas, 2020/1025 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, ön inceleme bölümünde açıklanan sebeple Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Akşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi.