Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/12922 E. 2023/1913 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12922
KARAR NO : 2023/1913
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇ : İcraî davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : 1-Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2019 tarihli ve 2019/441 Esas, 2019/580 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkûmiyet,
2-Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve 2020/369 Esas, 2020/958 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Suç tarihinde avukat olarak görev yapan sanık hakkında 1136 sayılı Kanun hükümleri uyarınca usulüne uygun olarak alınan soruşturma ve kovuşturma izinleri sonrası Boğazlıyan Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.08.2019 tarihli ve 2019/1295 Soruşturma, 2019/326 Esas, 2099/50 numaralı İddianamesi ile icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talepli iddianame tanzim edilmiştir.
2. Boğazlıyan Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2019 tarihli ve 2019/66 Esas, 2019/71 sayılı Kararı ile sanık hakkında icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle son soruşturmanın açılması kararıyla kamu davası açılmıştır.
3. Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2019 tarihli ve 2019/441 Esas, 2019/580 sayılı Kararı ile sanık hakkında icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir.
4. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2020/369 Esas, 2020/958 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın temyiz sebeplerinin yerinde olmadığından bahisle hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; dosya kapsamındaki delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu hakkında mahkumiyet kararı verildiğine, delillerin mahkumiyet için yeterli olmadığına, atılı suçu işlemediğine ve suç işleme kastının bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde katılanın borçlusu olduğu Kayseri 3. İcra Dairesinin 2017/2076 Esas sayılı dosyasında alacaklı … vekili olarak görev yapan avukat sanığın, haciz işlemi sonrası yediemin sıfatıyla …’a bırakılan 6 adet büyükbaş hayvanı ne yapacağını soran alacaklıya hayvanları satabileceğini söyleyerek hayvanların cebri icra yoluna başvurulmaksızın haricen üçüncü kişiye satılmasına sebebiyet vermek suretiyle icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilerek cezalandırılması talep edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında ifadelerine başvurulan … ile …’ın beyanlarında katılanın şikayet ve iddiasını doğrulamaları, icra dosyası içerisinde yer alan haciz tutanağına göre hayvanların yediemin olarak …’a teslim edilmiş olması karşısında iddia edilen olayın sübuta erdiği, hukuki yardım almak adına vekalet ilişkisi içinde olduğu avukatından aldığı bilgiler doğrultusunda hareket eden …’ün, hacizli malları satmasında herhangi bir mahsurun olabileceğini bilecek bilgiye sahip olmamasının mümkün olduğu, kaldı ki alacağın tahsili hususunda icra takibini yapan ve işlemleri takip eden avukatına danışan müvekkilin yine avukatın talimatıyla hareket ettiği, sanık avukatın da hacizli bir malın satılması halinde işlemin hukuksuz ve mağduriyete sebep olabileceğini bilecek durumda olduğu, eylem nedeniyle katılanın zarara uğradığı böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiştir.
Bu kararın sanık tarafından istinaf edilmesi sonrası Bölge Adliye Mahkemesince; yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi mahkumiyet hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Ancak;
Avukat sanığın icra dosyası kapsamında haczedilen ve yediemin sıfatıyla …’a teslimi gerçekleştirilen 6 adet büyükbaş hayvan hakkında müvekkili …’ün hayvanları ne yapacağını sorduğunda satabileceğini söylemesi üzerine söz konusu hayvanların icra prosedürü haricinde üçüncü şahsa satılması şeklindeki ilk derece mahkemesince oluşa uygun olarak kabul edilen olayda; dosya içerisinde yer alan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Avukat Suçları Soruşturma Bürosunun 10.01.2019 tarihli ve 2018/79 sayılı yazısıyla … ve … hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçuna ilişkin gereğinin takdir ve ifası için Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Müracaat Bürosuna bildirimde bulunulduğu anlaşılmış fakat bu yazı üzerine ne gibi bir işlem yapıldığının, adı geçenler hakkında herhangi bir kamu davası açılıp açılmadığının, açılmış ise akıbetinin ne olduğunun araştırılmadığı görülmüştür.
5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesi genel, tali ve tamamlayıcı bir norm olup, görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerekmektedir. Dolayısıyla anılan hususun araştırılarak adı geçenler hakkında açılmış bir kamu davası var ve derdest ise davaların birleştirilmesi, karara çıkmış ise aslının veya onaylı bir suretinin dosya içerisine alınması, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda asli failin rehinli, hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslimi yapılan kişi olduğu, diğer şahısların ise bu suça ancak azmettiren veya yardım eden olarak iştirak edebilecekleri hususu da göz önünde tutulup, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.11.2020 tarihli ve 2020/369 Esas, 2020/958 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.