Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/12966 E. 2023/12449 K. 20.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12966
KARAR NO : 2023/12449
KARAR TARİHİ : 20.12.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/6089 Esas, 2020/1728 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : 1)Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli ve 2018/371 Esas, 2019/469 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkumiyet,
2)Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve 2019/6089 Esas, 2020/1728 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin verilen kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2018 tarihli ve 2018/7404 Soruşturma, 2018/1893 Esas, 2018/237 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması ya da açılmaması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2018/206 Esas, 2018/308 sayılı Kararı ile sanık hakkında iddianamede belirtilen suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Adana Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2019 tarihli ve 2018/371 Esas, 2019/469 sayılı Kararı ile; sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca 75 tam gün karşılığı 1.500 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
4.Sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.12.2020 tarihli ve 2019/6089 Esas, 2020/1728 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, temyiz masraflarının katılan tarafından verilmediği, temyiz başvurusundaki gecikmenin katılanın kusurundan kaynaklandığı, dosya hakkında katılana bilgi verilip verilmediğinin ispat yükünün sanığa yüklenemeyeceği, davaya konu olaya ilişkin bilirkişi raporu aldırılması talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiği, katılanın beyanlarının gerçeği yansıtmadığı bu nedenle beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiği, sanığın tüm yükümlülüklerini yerine getirdiği, kararın temyiz edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunmasının yerinde olmadığı sebepleriyle ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin Kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihinde Adana Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, davacı (katılan) vekili sıfatıyla Adana 5. Aile Mahkemesinin 2013/14 Esas sırasına kayden görülen “tapu iptali ve tescil” konulu davada, davanın reddine dair verilen karar 21.10.2015 tarihinde usûlünce kendisine tebliğ edilmesine rağmen, yasal süreden sonra anılan hükmü temyiz ederek Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2015/16748 Esas, 2017/4785 sayılı Kararı ile temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin karar verilmesine, böylece katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, avukat olan sanığın bu görevini kötüye kullanmak suretiyle işlediği eyleminden dolayı mahkum olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezanın infazından sonra işlenmek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de aleyhe istinaf bulunmaması gözetilerek sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde düzenlenen “giderilmesi gereken zarar” kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, buna karşın davaya konu olayda giderilebilir somut bir zarar oluşmadığı mağduriyete neden olunduğu gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin “katılanın suçtan kaynaklanan mağduriyeti giderilmediğinden” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması yerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.12.2020 tarihli ve 2019/6089 Esas, 2020/1728 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 307 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.12.2023 tarihinde karar verildi.