Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/13576 E. 2022/14104 K. 01.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13576
KARAR NO : 2022/14104
KARAR TARİHİ : 01.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Eylemlerin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanıkların oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve TCK’nın 257/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, haklarında aynı Kanun’un 257/2. maddesi uyarınca ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
UYAP sisteminde yapılan sorgulamada; sanık … hakkında aynı suçtan … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/99 Esas sırasında kayıtlı kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, anılan davanın akıbetinin araştırılması, derdest ise birleştirilmesi, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneğinin getirtilmesi, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması gerektiğinin gözetilmemesi,
CMK’nın 231/5. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6. fıkrasının “c” bendinde zararın ödenmesi koşulunun öngörüldüğü ve bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, CMK’nın 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilerek, “giderilmesi gereken zarar” kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu ve 5271 sayılı CMK’nın 231/8. maddesine, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin anılan düzenlemenin yürürlük tarihinden önce olması dikkate alınarak, öncelikle olay nedeniyle katılanın uğradığı maddi bir zararın bulunup bulunmadığının saptanması, var ise sanıklara bildirilip tazmin edip etmeyeceklerinin sorulmasından sonra, engel sabıkası bulunmayan sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağına karar verilmesi gerekirken, “Katılanın zararının giderilmemiş ve yakınmasının devam etmesi ve sanık …’nın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlemiş olması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,
Yüklenen suçun TCK’nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkilerin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi nedeniyle her bir sanık hakkında aynı Yasa’nın 53/5. maddesi gereğince cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kabule göre de;
İddianamede TCK’nın 257/1. maddesinin uygulanması talep edildiği halde, sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan anılan Yasa’nın 257/2. maddesinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılarak savunma haklarının kısıtlanması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 01/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.