Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/14624 E. 2023/10901 K. 08.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14624
KARAR NO : 2023/10901
KARAR TARİHİ : 08.11.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2336 Esas, 2019/474 Karar
SUÇ : Zincirleme tefecilik
HÜKÜMLER : 1)Muratlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2018 tarihli ve
2015/136 Esas, 2018/163 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkûmiyet
2)İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 20.02.2019 tarihli ve 2018/2336 Esas, 2019/474 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 20.02.2019 tarihli ve 2018/2336 Esas, 2019/474 sayılı Kararının, şikayetçi temsilcisi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanığa yüklenen suçun doğrudan zarar göreni olan Muratlı Mal Müdürlüğünün temsilcisine 5271 sayılı Kanun’un 233 ve 234 üncü maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer hakları hatırlatılmadığından, adı geçen kurum temsilcisinin Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararı temyiz hakkının bulunduğu anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından anılan kararın hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanığın beraatine ibaresi eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Muratlı Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.03.2018 tarihli ve 2015/136 Esas, 2018/163 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 nci maddesi ile 52 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5 tam gün karşılığı olarak 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmolunmuştur.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 20.02.2019 tarihli ve 2018/2336 Esas, 2019/474 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruları üzerine, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendine göre sanığın beraatine karar verilmek suretiyle aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesi gereğince istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suçtan doğrudan zarar gören Muratlı Mal Müdürlüğüne 5271 sayılı Kanun’un 234 ve devamındaki maddelerinde belirtilen yasal hakları hatırlatılmadan, bu kapsamda katılma hakkı sorulmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi ile 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvuruları bakımından ancak duruşma açılarak yapılacak yargılama sonrasında beraat kararı verilebileceği gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Şikayetçi Hazine temsilcisi, dosya kapsamına göre suçun işlendiğinin sabit olduğu ve kamu zararının oluştuğu sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun’un “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” başlıklı 280 inci maddesinde;
“(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
….
Karar verir ” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
2.Sanık hakkında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, Hazinenin (Mal Müdürlüğünün) bu suçun mağduru olduğu, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında duruşmalara gelen … temsilcisine 5271 sayılı Kanun’un 233 ve 234 üncü maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve diğer hakları hatırlatılmadan, davaya katılma ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında “Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun’un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen … sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği” belirtilmiştir.
Yukarıda zikredilen kanun hükmü ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tebliğnamedeki, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde karar verilemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulması talebini içeren görüşe iştirak edilmemiştir.
Ancak;
İlk derece mahkemesince sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda sanığın cezalandırılmasına yetecek kesin ve somut delil bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonucun isabetli bulunmadığı ve sanık hakkında verilen mahkumiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek suretiyle sanığın ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddelerinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilen ilk derece mahkemesi hükmünün Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı gözetilerek, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak düzeltilen hükmün gerekçesine yansıtılması, bu kapsamda ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının gerekçesi ve hüküm fıkrasıyla birlikte bir bütün halinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi nedeniyle kararın 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bir bütün halinde kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni bir hüküm kurulması sonrasında anılan karara yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrası kısmının hükümden çıkarılıp sanığın beraatine dair ibarelerin hüküm fıkrasına eklenmesi fakat sanığın mahkumiyetine dair anlatımı içeren gerekçenin hükümden çıkarılmaması, bu suretle infazda tereddüde yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
IV.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 20.02.2019 tarihli ve 2018/2336 Esas, 2019/474 sayılı Kararına yönelik şikayetçi … temsilcisinin temyiz isteği ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye sonucu itibarıyla uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.