Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/14666 E. 2023/5508 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14666
KARAR NO : 2023/5508
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/371 Esas, 2020/369 Karar
SUÇLAR : Zincirleme şekilde nitelikli zimmet, nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER : Beraat, düşme

Sanık hakkında zincirleme şekilde nitelikli zimmet, nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara Valiliği İl İdare Kurulunun, 09.10.2007 tarihli ve 1558 Esas, 498-99/S-6 sayılı Kararı ile sanık hakkında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun (2547 sayılı Kanun) 53 üncü maddesi uyarınca lüzumu muhakeme kararı verilmiştir.
2. Ankara Bölge İdare Mahkemesinin, 05.03.2008 tarihli ve 2007/452 Esas, 2008/62 sayılı Kararı ile Ankara Valiliği İl İdare Kurulunun, 09.10.2007 tarihli ve 1558 Esas, 498-99/S-6 sayılı lüzumu muhakeme kararına karşı sanık tarafından yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
3. Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2010 tarihli ve 2008/375 Esas, 2010/728 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi ihmal suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 230 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un (647 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasının 1.980,00 Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine, aynı Kanun’un 6 ncı maddesi gereğince verilen cezanın ertelenmesine hükmolunmuştur.
4. Sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 21.03.2011 tarihli, 2011/3958 Esas ve 2011/3553 sayılı Kararı ile, 6086 sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile görevi kötüye kullanma suçuyla ilgili olarak yapılan yasa değişikliği nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle başkaca yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma kararı sonrasında, Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2011 tarihli ve 2011/724 Esas, 2011/940 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına ve 51 inci maddesi uyarınca hükmolunan cezanın ertelenmesine, 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir.
6. Sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 03.06.2013 tarihli ve 2012/25114 Esas, 2013/16989 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin sübutu halinde zimmet, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturabileceği ve kanıtları değerlendirme ve yargılama yapma görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğundan bahisle hükmün bozulmasına hükmedilmiştir.
7. Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.12.2013 tarihli ve 2013/78 Esas, 2013/957 sayılı Kararı ile, bozma ilamına uyularak, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 247 nci maddesinin birinci fıkrasındaki suçlara uyabileceğinden bahisle ağır ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
8. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.02.2015 tarihli ve 2014/47 Esas, 2015/10 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine hükmolunmuştur.
9. Zimmet, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerinin sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.06.2019 tarihli ve 2018/11531 Esas, 2019/6123 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan iddianame ile kamu davası açılması gerektiği, diğer isnatların da zimmet suçuyla bağlantılı olduğu, iddianame düzenlenmesi sonrasında kamu davasına devam edilmesi gerektiğinden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
10. Bozma kararı sonrasında, dava dosyası Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/371 Esas sırasına kaydolunmuştur.
11. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince, bozma kararına uyularak, sanık hakkında zimmet suçundan iddianame düzenlenmesi talebiyle yazılan yazı üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2019 tarihli ve 2019/140768 Soruşturma, 2019/47357 Esas, 2019/9699 sayılı İddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
12. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2019 tarihli ve 2019/500 Esas, 2019/445 sayılı Kararı ile aynı Mahkemenin 2019/371 Esas sırasına kayden görülen davayla hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki davanın 2019/371 Esas sayılı dava dosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir.
13. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2020 tarihli ve 2019/371 Esas, 2020/369 sayılı Kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşmesine, nitelikli zimmet suçundan ise 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekili, zimmet suçundan kurulan hükmün usûl ve yasaya aykırı olduğu, dolandırıcılık ve sahtecilik suçları yönünden ise zamanaşımı şartlarının gerçekleşmediği, sanığın cezalandırılması gerektiği sebepleriyle hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel İdari Hizmetler sınıfı şef kadrosunda maaş mutemedi olan sanığın; kurumun dış kadrosunda çalışan personellerine ödenmek üzere çektiği paralar ile ödeme listelerinin uyuşmadığı, kurumda görev yapan personellerin maaşından kesilen yemek ücretlerinin zamanında bankaya yatırılmadığı, geçici işçi statüsünde çalışan personellerden 2003 yılının Temmuz ayı geçici maaş ödemelerine dair tahakkuk müzekkeresi ve verile emirleri olanlara hak etmiş oldukları maaş ödemelerinin elden ya da banka hesabına yatırılmadığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4 üncü maddesi gereğince istihdam edilen personellerin 2004 yılı Ocak ayı geçici işçi maaş ödemelerine dair tahakkuk müzekkeresi ve verile emri olanlara hak etmiş oldukları 22 günlük maaş ödemelerinin elden veya banka hesabına yatırılmadığı, geçici işçi statüsünde görev yapmaktayken 20.08.2003 tarihinde istifa ederek görevinden ayrılan Zehra’ya haksız olarak 6.503,90 Türk lirası tutarında ödeme yapıldığından bahisle sanık hakkında lüzumu muhakeme ve görevsizlik kararları ile iddianameyle atılı suçlardan kamu davaları açılmış, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımına uğradığından bahisle ayrı ayrı düşmesine, nitelikli zimmet suçundan açılan kamu davasında ise yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık hakkında iddianame yerine geçen görevsizlik kararıyla atılı suçlardan açılan kamu davalarında eylemlerin sübutu halinde 765 sayılı Kanun’un 339 uncu maddesinin birinci ve 504 üncü maddesinin yedinci fıkrasına uyan resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturabileceği, nitelikli dolandırıcılık suçunun 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkralarında belirlenen 7 yıl 6 aylık olağanüstü, sahtecilik suçunun ise aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkralarında belirlenen 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, her iki suç yönünden de suç tarihleri ile hüküm tarihi arasında olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin dolduğu anlaşılmış ve Mahkemece gerekçesi gösterilmek suretiyle her iki suçtan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşmesine dair hükümler verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık Hakkında Nitelikli Zimmet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.10.2019 tarihli iddianamesi ile sanığa isnat edilen eylemlerin sübutu halinde 765 sayılı Kanun’un 202 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit zimmet suçunu oluşturabileceği, bu suç için söz konusu maddede öngörülen cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkraları gereğince 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Son suç tarihi olan 2004 yılının Ağustos ayı ile iddianamenin düzenlendiği 09.10.2019 tarihleri arasında olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği nazara alınarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde nitelikli zimmet suçundan beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. HÜKÜM
A. Sanık Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2020 tarihli ve 2019/371 Esas, 2020/369 sayılı Kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Nitelikli Zimmet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.12.2020 tarihli ve 2019/371 Esas, 2020/369 sayılı Kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi.