Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/14835 E. 2022/13444 K. 15.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14835
KARAR NO : 2022/13444
KARAR TARİHİ : 15.11.2022

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : 1)… 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2017 tarihli ve 2017/108 Esas, 2017/517 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkumiyet,
2)… Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 20/02/2019 tarihli ve 2018/695 Esas, 2019/250 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak sanıklar haklarında atılı suçtan beraat.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
… … Turizm Alanı sınırları içinde yer alan … İli, … İlçesi, … yerleşmesi kapsamında kalan 104 ada, 1 ile 105 ada, 7 parseller arasındaki imar yolunun günübirlik tesis alanı ile turizm tesis alanı arasına kaydırılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanlığınca 08/12/2005 tarihinde onaylanan 1/5.000 ölçekli … İmar Planı ve Plan Hükümleri Değişikliği ve 1/1.000 ölçekli … Uygulama İmar Planı ve Plan Hükümleri Değişikliği ve 04/12/2007 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Güneybatı … Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile 12/03/2008 tarihinde onaylanan 1/5.000 ölçekli … İmar Planı Değişikliği ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliklerinin yapıldığı, bu değişikliklerin idari dava konusu olduğu, Danıştay 6. Dairesinin 14/12/2009 tarihli ve 2006/2825 Esas, 2009/11945; 2006/3281 Esas, 2009/l1948; 2006/5662 Esas, 2009/11947; 2008/4581 Esas, 2009/l1946; 2008/3369 Esas, 2009/l1943; 2008/697 Esas, 2009/11944 sayılı Kararları ile iptal edildiği, plansız kalan alana ilişkin 1/5.000 ölçekli … … İmar Planı Değişikliği ve İlave İmar Planı, 1/1.000 ölçekli … Uygulama İmar Planı Değişikliği ve İlave İmar Planı teklifi hazırlandığı, anılan planların hazırlanmasında yargı kararlarının gereklerinin dikkate alınmadığı ve iptal edilen planlama
kararlarının hemen hemen tekrarı niteliğinde olduğu, hazırlanan planın Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğüne sunulduğu, bu planların sanıklar …, …, … ve …’dan oluşan Arazi Tahsis Komisyonunca 23/12/2010 tarihli ve 25/6 no.lu karar ile uygun bulunduğu ve kararın 09/02/2011 tarihinde Yatırım Geliştirme ve Planlama Dairesi Başkan vekili olan sanık … tarafından onaylandığı, bu suretle sanıkların mahkeme kararlarına uygun olmayan işlem tesis ederek şikayetçi …’ın ve kamunun zarara uğramasına neden oldukları ve mahkeme kararlarını işlevsiz hale getirdikleri iddia edilen somut olayda;
Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmü ile ifade edilen hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir hak olması (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010), Anayasa’nın 138. maddesinde yer alan: “yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremezler” hükmünün ise yasama, yürütme ve idare makamları açısından emredici nitelikte olup düzenleme ile mahkeme kararlarına uyma ve bu kararları yerine getirme konusunda herhangi bir istisna öngörülmemesi, maddenin mahkeme kararlarının uygulanarak yargılama sürecinin tamamlanmasının ve adil yargılanma hakkının gerçekleştirilmesinin en önemli araçlarından biri olması, idare mahkemelerince iptal kararı verilmesi ile birlikte idarenin kararın gerekçelerini de dikkate alarak gereklerini yerine getirmek için derhal her türlü işlemi yapmak ve/veya tedbiri almak zorunda bulunması, Danıştay tarafından iptal edilen imar planlarının iptal gerekçeleri dikkate alınmadan ve iptal edilen planların tekrarı niteliğinde olan işlemlerin tesis edilerek onaylanması ve ilgililerin aynı konuda dava açmak zorunda bırakılmasının, idarenin mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünün ve Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olacağı ve Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 18/10/2005 tarihli ve 4.MD-96-118 E.-K. sayılı ilamında mağduriyet kavramının sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmadığı ve bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade ettiğinin belirtilmesi karşısında, sanıkların eylemleri neticesinde oluşan … mahallesinde işletme sahibi olan şikayetçi …’ın mağduriyetini önlemek için dava açmasına ve dava nedeniyle harcamalar yapmasına neden oldukları, sonradan şikayetçinin şikayetten vazgeçmesinin suçu ortadan kaldırmayacağı anlaşılmakla, dosya kapsamına ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle ve yanılgılı değerlendirme sonucu … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/10/2017 tarihli ve 2017/108 Esas, 2017/517 Karar sayılı mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak yazılı şekilde beraat hükümleri kurulması,
Kanuna aykırı, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 304/2. maddesi gereğince bozma nedeni de dikkate
alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİNE 15/11/2022 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi….
MUHALEFET ŞERHİ: … Üniversitesi … Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi ve Şehir Plancısı Doç. Dr. …, … Üniversitesi … Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi ve Yüksek Mimar-Şehir Plancısı Yrd. Doç. Dr. … ve … Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve İnşaat Mühendisi-Ulaşımcı Yrd. Doç. Dr. … tarafından hazırlanan … … Turizm Alanı Kapsamında Kalan … ili … ilçesi … Yerleşmesindeki 104 ada 1 ve 105 ada 7 sayılı parsellerin bulunduğu bölgeye ilişkin imar planı kararlarının üretilmesine yönelik inceleme-değerlendirme raporu alındığı anlaşılmış,
Savunmalarda komisyon kararının uygulanabilmesi için Müsteşar ve Bakanın uygun görüp onaylamasının mevzuat gereği gerektiği ifade edilmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünün 23/12/2010 tarihli ve 25 no.lu Arazi Tahsis Komisyonu kararında uygun görüşle “arz” kısmında Müsteşar “olur” kısmında da Bakan imzası olduğu görülmüştür.
Ceza Genel Kurulunun, 04/10/2022 tarihli ve 2021/5.MD-341, 2022/600 sayılı Kararına göre; “..görevin gereklerine aykırı hareket etmekten, kamu görevlisinin görevini kanun, idari düzenlemeler veya talimatların öngördüğü usul ve esaslardan başka surette ifa etmesi anlaşılmaktadır. Bu anlamda kamu görevlisinin herhangi bir şekilde kanuni yetkisini aşması, kanunun aradığı şekil şartlarına uymaması, takdir yetkisini amacı dışında kullanması, kanunun emir ve müsaade ettiği hareketinin gerektirdiği ön şartlara aykırı hareket etmesi, kendisine teslim edilen ve görevi sebebiyle kullanması gerekli eşyayı usulsüz kullanması gibi fiiller görevin gereklerine aykırılık kapsamında kalmaktadır. ….sanığın takdir hakkı kapsamında söz konusu boşanma ve velayet davasında karar verdiği, sanığın görevini kötüye kullandığı yönünde açık ve somut bir iddia ve delil ileri sürülmediği, sanığın eyleminin disiplin soruşturmasına konu olabileceği kabul edilmelidir”,
Ceza Genel Kurulunun 24/03/2022 tarihli ve 2020/5.MD-118, 2022/205 sayılı içtihadındaki “tesis edilen işlemin haksız ve keyfi bir idari işlem olarak kabulüne imkân bulunmaması, katılan hakkında tesis edilen işlemlerin idari yargı yoluyla iptal edilmiş olmasının da tek başına sanığın keyfi bir işlem yaptığı sonucunu doğurmaması, aksine kabulün idari yargı yoluyla iptal edilen tüm işlemleri gerçekleştiren veya kararları alan kişilerin sorumluluğuna neden olacağı anlamına gelecek olması, bunun da hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaması,” şeklindeki açıklamalarına ve Genel Kurulun yukarıda anılan kararına göre; sanıkların takdir hakkı kapsamında karar verdikleri açık olup, görevlerini kötüye kullandıkları yönünde açık ve somut bir iddia ve delil ileri sürülmediği, eylemin disiplin soruşturmasına konu olabileceği, sanık …’ın kamu davasına konu edilen 23/12/2010 tarihli komisyon kararında imzasının bulunmadığı gözetildiğinde;
“Sanıkların, raportörlerce sunulan bilgiler, yaptıkları araştırmalar, toplanan belge ve bilgiler ile objektif ölçütler göz önünde tutulmak suretiyle, kişisel öngörü ve mesleki birikimlerden de yararlanılarak, bölgenin özellikleri ve bilimsel raporlara dayanılarak takdir yetkisi kullanmalarında, kullanılan yetkinin açıkça hukuk kurallarına aykırı bir şekilde kullanıldığı saptanmadıkça veya hukuk kurallarınca taktir yetkisi tanınmayan konularda sanıklarca taktir yetkisi kullanılmadıkça, salt bilirkişi raporlarındaki farklı değerlendirmelere dayalı olarak, bir raporu diğerinden üstün tutarak veya bir rapordaki görüşleri kabul ederek rapor doğrultusunda işlem yapmak veya karar vermek ancak değerlendirme hatası kapsamında kabul edilebilecek beşeri yanılgı olarak kabul edilmeli, raporlardaki farklı değerlendirmelere dayanılarak sanıkların suç kastıyla hareket ettiği sonucuna ulaşılmamalıdır, aksi kabul idareyi büsbütün işlevsiz hale getirecek, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde ve etkinliğinde zaafiyetlere yol açacaktır.”
Şeklindeki gerekçeyi içeren Bölge Adliye Mahkemesi kararı dosya içeriği ile uyumlu ve isabetli olduğundan çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum.