Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/14896 E. 2023/1291 K. 20.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14896
KARAR NO : 2023/1291
KARAR TARİHİ : 20.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Düşürülme

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.07.2011 tarihli, 2011/2-148 Esas ve 2011/155 sayılı Kararında ayrıntısı açıklandığı üzere; 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 232 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince gerek yüze karşı gerekse gıyapta verilen hükümlerde başvurulabilecek yasa yolu, süresi, merci ve şekillerinin açıkça gösterilmesi gerektiği, aksi halde aynı Kanun’un 40 ıncı maddesi uyarınca eski hale getirme nedenlerinin oluşacağı, 22.05.2019 tarihli kararda katılan vekilinin yokluğunda verilen hükme yönelik temyiz süresinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ve 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddelerine göre hükmün tebliğinden itibaren bir hafta olmasına karşın “tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde” olduğu belirtilmek suretiyle tarafların yanıltıldığı ve bu itibarla katılan vekilinin 08.07.2019 havale tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.11.2009 tarihli ve 2009/25645 Esas, 2009/42983 Soruşturma, 2009/15841 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2010 tarihli ve 2009/248 Esas, 2010/585 sayılı Kararı ile sanık hakkında tefecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat hükmü verilmiştir.
Bahse konu hükmün katılan Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.05.2018 tarihli ve 2016/4131 Esas, 2018/3483 sayılı Kararı ile gerekçesiz karar verilmesi nedeni ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasının on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile düşürülmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mahkemenin eksik inceleme ile karar verdiğine, düşme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın Ocak 2007 tarihinde şikayetçi …’e 30.000 TL parayı borç olarak verdiği, 30.000 TL de faiz kararlaştırıldığı, teminat için de şikayetçinin damadının arsasına ipotek konulduğu, borcun ödenmemesi nedeni ile arsanın satışı istenerek ana para ve faiz miktarı olan toplam 60.000 TL’nin tahsil edilmesi nedeni ile tefecilik suçunu işlediği iddiası ile yüklenen suçtan cezalandırılması talep edilmiştir.
Mahkemece; suç tarihinden itibaren on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolması nedeni ile düşürülme kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığa yüklenen tefecilik suçunun 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen sekiz yıllık asli ve on iki yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.05.2010 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında öncelikli olarak olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca olağan zamanaşımı nedeniyle düşmesi yerine, “5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen on iki yıllık zamanaşımı süresinin suç tarihi olan 31.01.2007 tarihinden itibaren dolduğu” gerekçesi ile olağanüstü zamanaşımı süresi esas alınarak düşürülmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Hazine vekilinin Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.05.2019 tarihli ve 2018/427 Esas, 2019/520 sayılı Kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin “Sanığa yüklenen tefecilik suçunun 5237 sayılı Kanun’un suç tarihinde yürürlükte bulunan 241 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen sekiz yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.05.2010 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında öncelikli olarak olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2023 tarihinde karar verildi.