YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1802
KARAR NO : 2023/4682
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Zincirleme nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği
HÜKÜMLER : Zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından mahkumiyet
Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.01.2014 tarihli ve 2013/68 Esas, 2014/3 sayılı Kararının, sanık müdafii, katılanlar ve suçtan zarar gören vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanığa isnat edilen zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’in, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden de Hazinenin doğrudan zarar görmedikleri, kamu davasında katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun’un değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zimmet suçu yönünden başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından bozma üzerine kurulan mahkumiyet hükümlerinin; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden Hazinenin zimmet, sanık müdafii ile katılan …, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ise tüm suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2011 tarihli ve 2010/29428 Soruşturma, 2011/5096 Esas, 2011/387 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi, 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına ve 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2012 tarihli ve 2011/188 Esas, 2012/58 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan da, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna hükmedilmiştir.
3.Bahse konu kararların sanık müdafii ve katılan kurum vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.01.2013 tarihli ve 2012/12005 Esas, 2013/741 sayılı Kararı ile; sair temyiz itirazlarının reddiyle, eyleminin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu nazara alınıp artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak sanığın maaş bordrolarında sahtecilik yaptığı iddia edilmemesine rağmen bu suçtan verilen cezanın zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırılması ve yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma sonrası, Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.04.2013 tarihli suç duyurusu müzekkeresi üzerine, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2013 tarihli ve 2013/8707 Soruşturma, 2013/2987 Esas, 2013/244 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
5.Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.04.2013 tarihli ve 2013/95 Esas, 2013/101 sayılı Kararı ile fiili ve hukuki bağlantı nedeniyle 08.04.2013 tarihli iddianame ile açılan 2013/95 Esas sayılı davanın incelemeye konu bu dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
6.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temyiz incelemesine konu karar ile sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan da, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 63 üncü maddesi uyarınca tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürenin cezasından mahsubuna hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; bozma ilamına uyulup uyulmamasına karar verilmeden ara karar kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, nitelikli zimmet suçunun unsurlarının oluşmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, önceden suç olarak nitelendirilmeyen sahtecilik eylemi nedeniyle yeni iddianame düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğuna,
2.Katılan …, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında verilen cezada indirime gidilmemesi, kurum lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ve resen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına,
3…., …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında verilen cezada indirime gidilmemesi ve hükümle birlikte tahliye edilmemesi gerektiğine, katılan müvekkilleri lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine,
4.Katılan … vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında verilen cezada indirim uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Denizli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde kadrolu daimi işçi olan ve personelin maaş işlemlerini yürütmekle görevlendirilen sanığın, bankaya gönderilen ödeme listelerinde personelin maaşlarından kesinti yaptığı ve kendi maaş miktarına bu miktarı ekleyerek 48.753,84 TL’yi, düzenlediği 30.10.2009 tarihli sahte yetki belgesi ile kurum hesabından çektiği 2.622,21 TL’yi ve 27.10.2010 tarihinde bir kısım personele ödenecek toplu sözleşme farkı bedeli olan ve kendi maaş hesabına gönderdiği 3.556,20 TL’yi zimmetine geçirdiği, 30.10.2009 tarihli yetki belgesini sahte düzenleyerek ve maaş bordrolarının bankaya gönderilen nüshalarında değişiklik yaparak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı ve atılı suçlardan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan hüküm yönünden
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan …, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
2.Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan hüküm yönünden
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre 30.10.2009 tarihli sahte yetki belgesi yönünden sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince, hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, ulaşılan kanaatin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği, ayrıca aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinin hakime ait olduğu nazara alınarak; sahtecilik isnadına konu bankalarda bulunan maaş bordrolarının asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği halde, belge asılları denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip iğfal kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı incelenmeden, hangi belgelerin sahte olarak kabul edildiği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, eksik inceleme ile gerekçeden yoksun ve yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Sanık hakkında kurulan tüm hükümler yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle şikayetçiler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Hazine vekilinin sanık hakkında sahtecilik suçundan verilen hükme ilişkin temyizi yönünden
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Hazine vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
3.Sanık hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.01.2014 tarihli ve 2013/68 Esas, 2014/3 sayılı Kararına yönelik katılanlar Hazine ve bakanlık vekillerinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 1 numaralı bendine altıncı paragraftan sonra gelmek üzere mahkemenin uygulaması ve takdiri de nazara alınarak, “Sanığın yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşılmakla, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere takdiren 6 yıl 3 ay süre ile anılan Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına,” ve hüküm fıkrasının 6 numaralı bendine “Katılan …, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 3.000,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan …, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına verilmesine,” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4.Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.01.2014 tarihli ve 2013/68 Esas, 2014/3 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan bakanlık vekilinin temyiz istemleri ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.