YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3524
KARAR NO : 2023/7064
KARAR TARİHİ : 05.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/351 Esas, 2015/154 Karar
SUÇLAR : Basit dolandırıcılık (iki kez)
HÜKÜM : Eylemlerinin nüfuz ticareti suçunu oluşturduğu kabulüyle katılanlar … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mağdurlar … ve …’a yönelik eylemleri nedeniyle mahkumiyet
Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2015 tarihli ve 2014/351 Esas, 2015/154 sayılı Kararının sanık müdafii ve katılanlar tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık hakkında katılanlar … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun’un 264 üncü maddesi de gözetilerek katılanların temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık müdafiinin yasal süresinden sonra da vaki duruşma isteminin 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Dursunbey Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.12.2014 tarihli ve 2014/698 Soruşturma, 2014/322 Esas, 2014/244 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında basit dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca (iki) kez cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2015 tarihli ve 2014/351 Esas, 2015/154 sayılı Kararı ile sanığın mağdurlar … ve ….’a yönelik eylemleri nedeniyle nüfuz ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun’un 255 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 83 tam gün karşılığı 4.150 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; mahkemece kovuşturmanın genişletilmesi talepleri hakkında bir karar verilmediğine, dosya kapsamındaki delillerin mahkumiyet için yeterli olmadığına ve sanığın atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yapılacak mülakat sonucunda işe alınacak kişilerin belirlenmesi konusunda herhangi bir yetkisinin olmadığı halde kendisini işe alım konusunda yetkili bir kişi olarak göstermek amacı ile Durabeyler köyünden yalnızca bir kişinin işe alınacağı şeklinde beyanlarda bulunduğu, sonrasında … ve …’ı işe sokma vaadi ile para talep ettiği, şikayetçilerden … ve …’ın sanığa 1.500,00 TL verdiği iddiasıyla hakkında basit dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın eyleminin nüfuz ticareti suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında suçun nüfuz ticareti yerine yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama olarak gösterilmesi,
Sanık hakkında nüfuz ticareti suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; görgüye dayalı olamayan bir kısım tanık beyanları dışında, sanığın inkara yönelik savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, temel amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olan ceza yargılamasının en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” olup, bu kapsamda sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesi için suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilmesi ve sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin mutlaka sanık yararına değerlendirilmesi gerektiği de nazara alındığında, yüklenen suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraati yerine yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık hakkında katılanlar … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik temyiz taleplerinin 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak itiraz olarak kabulüyle merciince incelenmesi için dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dursunbey Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.10.2015 tarihli ve 2014/351 Esas, 2015/154 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,05.06.2023 tarihinde karar verildi.