YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6153
KARAR NO : 2023/400
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.05.2012 tarihli ve 2012/9480 Esas, 2011/37709 Soruşturma, 2012/4160 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca
cezalandırılması, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2015 tarihli ve 2014/89 Esas, 2015/378 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı olarak aynı Kanun’un 50 nci maddesi gereğince 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; Kartal 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/433 Esas sayılı dosyasında aynı nedenle aynı tarihte teslim aldığı başka bir mahkemenin dosyasını kaybetmesi nedeniyle her iki dosyanın birlikte görülmesi gerektiğine yönelik talebinin mahkemece reddedilmesine, hakkında Kartal 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/433 Esas sayılı dosyasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinden anılan hükmün uygulanmamış olmasına, her iki dosyanın suç tarihinin aynı olduğuna ve eyleminin kabahat oluşturduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın inşaat mühendisi sıfatıyla mahkemelerde bilirkişilik görevi üstlendiği, Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/539, 2011/118, 2011/35, 2011/36 Esas sayılı dosyalarının yapılan keşifler üzerine rapor hazırlamak için 24.05.2011 tarihinde sanığa teslim edildiği, sanığın 22.09.2011 tarihinde verdiği dilekçeler ile dosyaları tüm aramalara rağmen bulamadığını bildirdiği, kendisine teslim edilen mahkeme dosyalarını kaybetmesi şeklindeki eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu iddiasıyla yüklenen suçtan cezalandırılması talep edilmiştir.
Mahkemece; sanığın bilirkişi olarak görev yaptığı, Kapatılan Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/539 esas, 2011/118 esas, 2011/35 esas ve 2011/36 esas sayılı dosyalarının görevi nedeni ile kendisine tevdi edildiği ancak sanığın dosyaları kaybettiği, sanığın başvurusu üzerine dosyaların yeniden ihyasına karar verildiği, 2011/118 esas sayılı dosyada yeniden ihya nedeni ile 255,20 TL masraf yapıldığı anlaşılmış olup, sanığın böylece Kapatılan Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/118 esas sayılı dosyasında kişilerin mağduriyetine yol açacak şekilde görevini kötüye kullandığı anlaşıldığından üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediği vicdani kanaatine varıldığı, her ne kadar Kapatılan Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 4 adet dosyası açısından sanığın cezalandırılması istenilmiş ise de; ortalama bilirkişi raporunun teslim süresinin 6 aya kadar sürüyor olması, 2011/118 esas sayılı dosya dışında kişilerin mağduriyetine yol açabilecek bir durumun söz konusu olmadığı gözetildiğinde eyleminin sadece 2011/118 esas sayılı dosyada sübut bulduğu, yine sanığın 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması istenilmiş ise de eyleminin aynı Kanun ve maddenin ikinci fıkrası kapsamında olduğu kanaatine varıldığından sanığa bu madde gereğince ek savunma hakkı verildiği ve sanığın bu madde gereğince mahkumiyetine hükmolunduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin olduğu, bilirkişi olan sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2015 tarihli ve 2014/89 Esas, 2015/378 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.