YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6201
KARAR NO : 2023/1167
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2012 tarihli ve 2012/322 Soruşturma, 2012/237 Esas, 2012/133 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca üç kez cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Yalvaç (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.02.2013 tarihli ve 2012/141 Esas, 2013/81 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası karşılığı 3.740,00 TL; 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası karşılığı 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bahse konu kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.06.2017 tarihli ve 2014/8155 Esas, 2017/2478 sayılı Kararı ile sair temyiz itirazlarının reddiyle, eyleminin zincirleme biçimde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden ve suç işleme kararının nasıl yenilendiği denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmeden iki ayrı kez görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi ve yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temyiz incelemesine konu karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; borçlu … geçici olarak ilçe dışında bulunduğu, adresten ayrıldığını bildiği için tebligatı almadığı, suç kastının bulunmadığı, üst sınırdan ceza verilmesinin ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; muhtar olarak görev yapan sanığın, Isparta 2 nci İcra Dairesi’nin 2012/378, Antalya 16 ncı İcra Dairesi’nin 2012/9840 ve 2012/9842 no.lu dosyalarından borçlu Mustafa Sallabaş’ın mernis adresine çıkarılan ödeme emri içeren tebligatları, görevinin gereklerine aykırı olarak kabul etmediği, ödeme emirlerinin borçluya usulünce tebliğ edilemediği ve takiplerin kesinleşmesi sürecinin uzadığı, alacaklıların takiplerin gecikmesi nedeniyle mağdur oldukları kabul edilerek görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 357 nci maddesi uyarınca soruşturma veya kovuşturmasının izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yalvaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.01.2018 tarihli ve 2017/246 Esas, 2018/26 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.