YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7012
KARAR NO : 2023/5007
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/313 Esas, 2016/44 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanığın, tayin olunan cezanın adli para cezasına ilişkin olmasına nazaran yasal koşulları bulunmadığından duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereğince reddine ve incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.09.2015 tarihli ve 2015/13952 Soruşturma, 2015/4612 Esas, 2015/474 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2…. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2015 tarihli ve 2015/393 Esas, 2015/398 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın İzmir Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2015/313 Esas, 2016/44 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 3.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, şikayetçi tarafından ileri sürülen iddiaların asılsız olduğu, dava açmak için gerekli belgelerin şikayetçi tarafından vekalet ilişkisinin kurulmasından çok fazla zaman geçtikten sonra verildiği, davayı takip konusunda vekaletnamedeki tevkil yetkisine dayanarak bir başka avukata da yetki verdiği, atılı suçu işlemediği, mahkeme gerekçesinin hukuki dayanaktan uzak olduğu, şikayetçinin ifadesine başvurulmadan hüküm kurulduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı kararının haksız gerekçelere dayandığı, adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesinin hatalı olduğu sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, şikayetçinin, yabancı ülke mahkemesince verilen boşanma kararının tenfizi için dava açmak üzere vekilliğini üstlenerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretine mahsuben 2014 yılı Haziran ayında 2.500,00 Türk lirası ile açılacak davaya ilişkin belgeleri teslim aldığı halde şikayet tarihine kadar geçen süre içinde davayı açmamak suretiyle görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açılmış ve cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın kovuşturmada ve temyiz dilekçesindeki savunmalarında, şikayetçiyle aralarındaki vekalet ilişkisinin kurulmasının üzerinden çok zaman geçtikten sonra apostil şerhini içeren ve Lahey Mahkemesi tarafından verilen boşanma kararının şikayetçi tarafından kendisine verildiği ve bu nedenle tanıma davasını açamadığını belirttiği, fiziki dosyada ve Ulusal Yargı Ağı Projesi üzerinde yapılan incelemede söz konusu mahkeme kararının bulunmadığı, İzmir 12. Aile Mahkemesinin 2015/609 Esas sayılı dosyasının duruşmaya getirtilerek incelendiğinin ve dosya içerisinde Lahey Mahkemesinin 24.05.2013 apostil şerhini içerir, 27.02.2013 tarihli boşanma ilamının bulunduğunun gerekçeli kararda belirtilmesine karşın duruşma zabıtlarına geçirilmediği ve anılan dosyanın onaylı bir örneğinin dosya arasına alınmadığının anlaşılması karşısında; hükme esas alınan belgeler denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulmadan ve huzurda tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargılama giderleri ile ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’un 324 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir” şeklindeki hüküm ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 26.05.1935 tarihli ve 111/7 sayılı “yargılama giderleri hükmün tamamlayıcı parçası olduğundan ilamlarda açıklanmalı, kime yükletileceği belirtilmedir” ve yine Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 02.05.1966 tarihli ve 4/3 sayılı “tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderinin miktarı ve kime ne miktarda yükleteceği belirtilerek, sanığın yükümlülüğü öğrenmesinin sağlanması ve bu sayede sanığın yargılama giderlerine karşı temyiz davası açıp açmama hususunda karar verme olanağı tanınması gerektiği”ni belirten kararları karşısında, hükmün esasını oluşturan kısa kararda, sanığın yükümlülüğünü öğrenmesi ve buna göre yargılama giderleri yönünden temyiz yoluna başvurup başvurmayacağı hususunda karar vermesine imkan tanımak için, yargılama giderlerinin kime yükleneceğinin ve bu yükümlülüğün ne miktar olacağının belirtilmesi gerektiği gözetilmeksizin kısa kararda yargılama gideri miktarı dökümü yapılmayıp, yargılama giderinin kime ve ne miktarda yükletileceği de belirtilmeden gerekçeli kararla birlikte sanık aleyhine yargılama giderine hükmolunması suretiyle çelişki oluşturulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2015/313 Esas, 2016/44 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği ile dosya kapsamında tespit edilen sair hususlar nazara alındığında, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.