YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7167
KARAR NO : 2023/2745
KARAR TARİHİ : 16.03.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.04.2012 tarihli ve 2012/4418 Soruşturma, 2012/1698 Esas, 2012/120 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2. Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.06.2012 tarihli ve 2012/202 Esas, 2012/213 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Adana Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/346 Esas, 2013/13 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ve aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmiş ve üçüncü fıkrası gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmiştir.
4. Bahse konu kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20.04.2016 tarihli ve 2014/2960 Esas, 2016/4073 sayılı Kararı ile “Adana 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/980 Esas sayılı dava dosyası getirtilip incelendikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği ve kısa kararda sanık hakkında TCK’nın 53/1, 2 ve 3. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca hak yoksunluğu ile 53/5. maddesi gereğince avukatlık hak ve yetkisinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesine ve sanığın kabul etmediğinden bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmasına rağmen, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise farklı ifadeler kullanılıp anılan hususlara yer verilmediği gibi bu kez TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına denilmek suretiyle hükümlerin karıştırıldığı” gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
5. Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.01.2017 tarihli ve 2016/324 Esas, 2017/2 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ve bu cezası aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmiş ayrıca üçüncü fıkrası gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmiştir.
6. Bahse konu kararın sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.07.2018 tarihli ve 2017/1494 Esas, 2018/5191 sayılı Kararı ile “Sanığın bilinen en son adresine duruşma gününü bildirir davetiye çıkartılması gerektiği halde, ayrıldığı adresine tebligat gönderilip duruşmadan haberdar edilmeden yokluğunda karar verilmek suretiyle, 1412 sayılı CMUK’nın 326 ve 5271 sayılı CMK’nın 193. maddelerine aykırı davranmak suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
7.Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2018/276 Esas, 2019/138 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmiş ve bu cezası aynı Kanun’un 51 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ertelenmiş ayrıca üçüncü fıkrası gereğince 1 yıl denetim süresi belirlenmiştir.
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri, hakimin reddi talebinin sonuca ulaşmadığına, reddettiği diğer hakimlerce talebinin değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna, iddialar sübut bulmadığından veya en azından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatine karar verilmesi yerine mahkumiyetine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve dosya kapsamında resen tespit edilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Adana Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, aile mahkemelerinde soybağının düzeltilmesi ve çocuğun adının tashihi davası açmak üzere 28.05.2004 tarihli vekaletname ile katılanların vekilliğini üstlendiği ve vekalet ücreti adı altında katılanlardan 3.050 TL para almasına rağmen ilgili davaları açmayarak katılanların mağduriyetine sebebiyet verdiği ve bu şekilde üzerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Suç tarihinin şikayet tarihi olan 21.04.2011 olması karşısında tebliğnamedeki zamanaşımı nedeniyle düşürülme isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince ele alınması için ilgili mahkemelere ihbarda bulunulması yönünden mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüş, bozmadan önceki ilk hükme ilişkin gerekçeli kararda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmamasının kazanılmış hak niteliğinde olduğu ve bu gerekçeyle anılan hükmün uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi yerinde olduğundan, “sanığın mesleğinden ihraç edildiği” şeklindeki yasal olmayan kabul sonuca etkili bulunmamıştır.
Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.12.2018 tarihli ve 2018/1026 Değişik iş sayılı Kararı ile sanığın hakimin reddi talebinin reddine karar verildiği ve bu karara yapılan itirazın Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2019 tarihli ve 2019/195 Değişik iş sayılı Kararı ile değerlendirildiği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Dairemiz tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, Dairemizce verilen 09.07.2018 tarihli ve 2017/1494 Esas, 2018/5191 sayılı ve 20.04.2016 tarihli ve 2014/2960 Esas, 2016/4073 Karar sayılı bozma ilamları öncesi verilen kararların sanık tarafından temyiz edilmesi ve hükümlerin sanık lehine bozulması karşısında, bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceği gözetilmeden sanıktan tahsiline karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2018/276 Esas, 2019/138 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından yargılama gideri ile ilgili kısmın çıkartılarak yerine “Bozma kararı sanık lehine olduğundan bozma sonrası yapılan 69,00 TL yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına, bozma öncesi yapılan 167,00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsil edilerek Hazineye gelir kaydına,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.03.2023 tarihinde karar verildi.