YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7236
KARAR NO : 2023/3261
KARAR TARİHİ : 23.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu,1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.03.2015 tarihli ve 2014/88335 Soruşturma, 2015/10508 Esas, 2015/8718 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca belirli haklardan yoksun bırakılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2015/280 Esas, 2015/751 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
3. İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara sanık müdafii tarafından itiraz edilmesi üzerine, merci İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.12.2015 tarihli, 2015/993 Değişik iş sayılı Kararı ile itirazın kabulüyle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kaldırılmıştır.
4. İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/992 Esas, 2016/205 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 150 tam gün karşılığı 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii; müvekkili olan sanık aleyhinde yapılan tespit ve değerlendirmelerin maddi gerçekler ile bağdaşmadığı, sanığın takdir hakkını kasti olarak katılan aleyhine kullandığına dair bir delilin mevcut olmadığı, eksik incelemeye dayalı olarak mahkûmiyet hükmü kurulduğu, değerlendirme formunun düzenlendiği tarihte katılanın müdür değil öğretmen olduğu, değerlendirme sonucu kişi mağduriyeti veya kamu zararı ya da kişilere haksız menfaat sağlama şeklindeki objektif cezalandırılma koşullarının gerçekleşmediği, sanığın görevinin gereğine aykırı hareket etmediği, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Katılanın Karabağlar ilçesi Hüseyin Akdağ İlkokulunda suç tarihinden önce dört yılı aşkın süredir müdür olarak görev yaptığı, 2014 tarihli Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilme Kılavuzunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Müdürlükte dört yıllık görev süresini doldurmuş olanlardan Yönetmeliğe ekli Ek-1 Form üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda 75 ve üzerinde puan alanlar, aynı eğitim kurumunda görev süreleri uzatılmak üzere başvuruda bulunabilecektir” hükmünün yer aldığı, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca dört yıllık görev süreleri dolan eğitim kurumu müdürlerinin, görev sürelerinin uzatılmasında, yönetmelik ekinde yer alan Ek-1 Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu üzerinden değerlendirilmeye tâbi tutulacağı, katılanın görev süresinin uzatılmasıyla ilgili olarak hakkında toplam 9 kişi tarafından düzenlenen Ek-1 yönetici değerlendirme formlarında kriterlere “evet” ve “hayır” şeklinde cevaplar verilmek suretiyle katılanın toplam puanının belirlendiği, Karabağlar İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan sanık tarafından, katılan hakkında 15.08.2014 tarihinde doldurulan ve toplam 25,07 puan değerindeki değerlendirme formu incelendiğinde, objektiflik ve nesnellikten uzak şekilde 23 adet değerlendirme kriterinin tamamının “hayır” şeklinde doldurulmak suretiyle katılanın puan alamamasına sebebiyet verildiği, diğer değerlendirme formları incelendiğinde ise katılanın toplam 51 puan aldığı, böylece çalıştığı eğitim kurumunda müdür sıfatıyla görev süresinin uzatılması için başvuruda bulunamadığı ve katılanın mağduriyetine neden olarak atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
14.03.2014 tarihli ve 28941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22 nci maddesi ile değişik 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin sekizinci fıkrası “Okul ve Kurum Müdürleri, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz” hükmünü, 6528 sayılı Kanun’un 25 inci maddesiyle eklenen geçici 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında ise; “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevi ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer” hükmünü içermektedir. Suç tarihinde yürürlükte bulunan, 10.06.2014 tarihli ve 29026 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin 15 inci maddesi ile müdürlük görev süresinin uzatılmasına ilişkin düzenleme yapılmış, dört yıllık görev süresini dolduran müdürlerin adı geçen yönetmeliğin ekinde yer alan Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri için Değerlendirme Formu üzerinden değerlendirileceği belirtilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun, 04/10/2022 tarihli ve 2021/5.MD-341, 2022/600 sayılı Kararında; “..görevin gereklerine aykırı hareket etmekten, kamu görevlisinin görevini kanun, idari düzenlemeler veya talimatların öngördüğü usul ve esaslardan başka surette ifa etmesi anlaşılmaktadır. Bu anlamda kamu görevlisinin herhangi bir şekilde kanuni yetkisini aşması, kanunun aradığı şekil şartlarına uymaması, takdir yetkisini amacı dışında kullanması, kanunun emir ve müsaade ettiği hareketinin gerektirdiği ön şartlara aykırı hareket etmesi, kendisine teslim edilen ve görevi sebebiyle kullanması gerekli eşyayı usulsüz kullanması gibi fiiller görevin gereklerine aykırılık kapsamında kalmaktadır. ….sanığın takdir hakkı kapsamında söz konusu… davasında karar verdiği, görevini kötüye kullandığı yönünde açık ve somut bir iddia ve delil ileri sürülmediği, eyleminin disiplin soruşturmasına konu olabileceği kabul edilmelidir”, 24/03/2022 tarihli ve 2020/5.MD-118, 2022/205 sayılı Kararında da “tesis edilen işlemin haksız ve keyfi bir idari işlem olarak kabulüne imkân bulunmaması, katılan hakkında tesis edilen işlemlerin idari yargı yoluyla iptal edilmiş olmasının da tek başına sanığın keyfi bir işlem yaptığı sonucunu doğurmaması, aksine kabulün idari yargı yoluyla iptal edilen tüm işlemleri gerçekleştiren veya kararları alan kişilerin sorumluluğuna neden olacağı anlamına gelecek olması, bunun da hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaması,” hususlarına yer verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Karabağlar İlçe Milli Eğitim Müdürü olan sanık hakkında Hüseyin Akdağ İlkokulunda müdür olarak görev yapan katılan ile ilgili düzenlediği değerlendirme formunda herhangi bir dayanak olmadan olumsuz tespitler yapıp somut bilgi veya belgeye dayanmadığı, sanık tarafından yapılan bu değerlendirme işleminin İzmir 4. İdare Mahkemesinin 20.05.2015 tarihli ve 2014/1741 Esas, 2015/874 sayılı Kararıyla iptal edildiği, bu itibarla sanığın olumsuz performans raporu düzenleme biçimindeki eyleminin norma aykırı olduğu kabul edilerek görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; görevi kötüye kullanma suçunun oluşmasının, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi sonucunda kişilerin mağdur olması veya kamunun zarar görmesi ya da kişilere haksız menfaat sağlanması şartlarına bağlı olduğu, bu sonuçları doğurmayan norma aykırı davranışların, suç kapsamında değerlendirilemeyeceği, katılan hakkında tesis edilen işlemin idari yargı yoluyla iptal edilmiş olmasının tek başına sanığın keyfi bir işlem yaptığı sonucunu doğurmayacağı, aksine kabulün idari yargı yoluyla iptal edilen tüm işlemleri gerçekleştiren veya kararları alan kişilerin sorumluluğuna neden olacağı anlamına gelecek olması, bunun da hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaması, keza değerlendirme formundaki kriterlerin olumluluk arz eden düşünce yapısı, tavır, davranış, vasıf, karakter ve benzeri niteliklerden oluştuğu, bu kriterlerin “evet” ya da “hayır” şeklinde doldurulmasının nesnel, somut, ölçme ve değerlendirme kriterlerine dayanmadığı ve objektiflikten uzak, soyut, dayanaksız ve hukuk güvenliği ilkesine aykırı olduğu, öte yandan katılanın müdürlük görevinin 6528 sayılı Kanun’un 25 inci maddesiyle eklenen geçici 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kanunen son bulması karşısında, sanığın, katılanı mağduriyete uğratma amacıyla hareket ettiği yönünde bir delil olmadığı ve suç kastının bulunmadığı nazara alınarak beraati yerine, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş olması,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına karar verilmesi,
Sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir (Kapatılan) 17. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.07.2011 tarihli ve 2011/506 Esas, 2011/1024 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince ele alınması için ilgili mahkemeye ihbarda bulunulması gerektiğinin göz ardı edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2016 tarihli ve 2015/992 Esas, 2016/205 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.