YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7377
KARAR NO : 2023/5383
KARAR TARİHİ : 24.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/167 Esas, 2016/64 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince 06.02.2015 tarihli ve 2015/12608 Soruşturma, 2015/4869 Esas, 2015/491 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
… 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2015/79 Esas, 2015/123 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca yargılanması için son soruşturmanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde açılmasına karar verilmiştir.
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/64 sayılı Kararı ile sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası karşılığı 9.000.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanığın mahkumiyetine yeterli delilin bulunmadığını, lehe hükümlerin uygulanmadığını, sanığın açmış olduğu menfi tespit davasının bekletici mesele yapılmadığını belirterek sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İstanbul Barosuna kayıtlı olarak serbest avukatlık yapan sanığın, Kadıköy 10. Noterliğince düzenlenen 29.02.2012 tarihli ve 3538 yevmiye sayılı vekaletname ile üyesi olduğu kooperatif hakkında dava açmak üzere katılanın vekilliğini üstlendiği, masraf olarak katılandan 14.000.00 TL aldığı, dava açmak ve ihtiyati tedbir talep etmek için aldığı masraf ve vekalet ücretine rağmen şikayet tarihine kadar dava açmayarak vekillik görevini yerine getirmediği ve katılanın dava açılmadığı için kooperatif dairesinin elinden gittiği, bu suretle görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek katılanın mağduriyetine sebep olduğu kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında bu bentteki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanması yerine, aynı madde ve fıkranın “a” bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılıkların Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2015/167 Esas, 2016/64 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün görüldüğünden hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinin “5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, kısa süreli hapis cezasının sanığın kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre takdiren 180 gün adli para cezasına çevrilmesine ve aynı Yasa’nın 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince de sanığın sosyal ve ekonomik koşulları ile gelir seviyesi nazara alınarak 1 gün karşılığı takdiren 50 TL’den hesap edilerek kısa süreli hapis cezası yerine sanığın neticeten 9.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ve 5 numaralı bendinde yer alan ”53/1-a” ibarelerinin ise ”53/1-e” şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.04.2023 tarihinde karar verildi.