Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7440 E. 2023/2729 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7440
KARAR NO : 2023/2729
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.07.2015 tarihli ve 2015/1859 Soruşturma, 2015/1226 Esas, 2015/1126 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/478 Esas, 2016/1 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 150 tam gün karşılığı 4.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii 03.03.2016 havale tarihli dilekçesi ile; Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında kuruma gelen taleplere kovuşturmada tanık olarak dinlenen Hayri …’nin cevap vermek üzere görevlendirildiği ve sorumluluğun adı geçen şahsa ait olduğu, sanığın eylemleri ile katılanın mağduriyetine sebep olmadığı ve mahkemece iddianame kapsamı dışına çıkılarak soruşturma izni verilmeyen hususların yargılama konusu yapıldığı sebepleriyle kararı temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmeliğin denetim ve ceza hükümleri başlıklı 42. maddesinde ”Bilgi edinme hakkının kullanımı kapsamındaki başvurulara ilişkin uygulamalar, kurum ve kuruluş yöneticilerince mevzuat dahilinde denetlenir” hükmü gereği … İlçe Milli Eğitim Müdürü olan sanığın Bilgi Edinme Kanunu kapsamında yapılan başvurular ile ilgili sorumlu olduğu, ayrıca adı geçen kanun gereğince katılanın istediği bilgi ve belgeler hususunda sanığın gizlilik kararı alma gibi yasal bir hakkının bulunmadığı, katılanın disiplin soruşturması evrakının bilgi edinme hakkının sınırları içinde gizli tutulabilecek bilgi ve belgeler olarak nitelendirilemeyeceği, sanığın, katılanın BİMER başvurularına yanıt vermeyerek, katılanın hakkındaki disiplin soruşturmasının içeriği ile ilgili bilgi sahibi olmaksızın savunma yapamayarak ya da eksik savunma yaparak kişisel mağduriyetine neden olduğu kabulü ile icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek cezalandırılması yoluna gidilmişse de; bu suçun oluşabilmesi için objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine” veya “kamunun zararına neden olma” ya da “kişilere haksız bir menfaat sağlama” koşullarından birisinin de mevcut olması gerektiği nazara alınarak, katılanın hakkında yürütülen disiplin soruşturmasından ceza almamış olması karşısında objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi ve hüküm fıkrasında delalet maddesi olarak sanık hakkında tatbiki mümkün olmayan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasına yer verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığa yüklenen eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden, hakkında aynı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrasına istinaden cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı halde, 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkumiyetine hükmolunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince, ayrıca, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2016 tarihli ve 2015/478 Esas, 2016/1 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.