Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7447 E. 2023/715 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7447
KARAR NO : 2023/715
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Doğanşehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.06.2015 tarihli ve 2015/13 Soruşturma, 2015/184 Esas, 2015/184 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/268 Esas, 2016/176 sayılı Kararı ile sanık hakkında ek savunması alınarak ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, objektif cezalandırma şartlarının gerçekleşmediği ve hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verildiği gerekçesiyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın Çığlık köyü eski muhtarı olduğu, Doğanşehir Kaymakamlığınca sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma izni verilmesi üzerine; köy adına yaptığı harcamalar için fiş veya fatura bulunmadığı ayrıca gider pusulası düzenlemediği, içme suyu deposunun dolgusu yapılırken kendi evi etrafından hafriyat götürdüğü ve bunu yüksek maliyetle faturalandırdığı, köy tüzel kişiliğine ait 636 parselde bulunan arsayı usulsüz olarak kiraya verdiği, şahsi davalarına ait avukatlık ücretlerini köy tüzel kişiliğine ait hesaptan havale yoluyla ödediği, muhtarlığa ait gelir ve giderlere ilişkin defterlerin bulunmadığı ve yapılan harcamaların karar defterinde yer almadığı şeklindeki eylemlerinden dolayı kamu davası açıldığı görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan 24.11.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; sanığın eylemleri sebebi ile bir kamu ve köy tüzel kişiliği zararı bulunmadığı, ancak sanığın köy tüzel kişiliğine ait gelir gider defteri tutması gerektiği halde tutmadığı, görevini gerekli dikkat ve özenle yapmadığı, harcama belgelerini gider pusulası ile belgelemesi ve diğer azaların imzasını alması gerektiği halde bunu yapmadığı belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamına nazaran sanığın köy tüzel kişiliğine ait gelir gider defteri tutması gerektiği halde tutmadığı, görevini gerekli dikkat ve özenle yapmadığı, harcama belgelerini gider pusulası ile belgelemesi ve diğer azaların imzasını alması gerektiği halde bunu yapmayarak görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Suç tarihinde Çığlık köyü muhtarı olan sanığın köy tüzel kişiliğine ait gelir gider defteri tutması gerektiği halde tutmadığı ve bu suretle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilen somut olayda; 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinde belirtilen suçun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranış yanında objektif cezalandırma şartı olan “kişilerin mağduriyetine” veya “kamunun zararına” neden olma ya da “kişilere haksız bir menfaat sağlama” şartlarından birinin bulunması gerektiği, hükme esas alınan 24.11.2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da sanığın eylemleri nedeniyle bir kamu zararı bulunmadığının tespit edilmiş olması karşısında, objektif cezalandırma şartlarının gerçekleşmediği gözetilmeden unsurları itibarıyla oluşmayan suçtan beraati yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeler ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de;
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine hükmolunması,
Suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/268 Esas, 2016/176 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.