Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7513 E. 2023/7901 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7513
KARAR NO : 2023/7901
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/24 Esas, 2016/55 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A.Araban Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.01.2016 tarihli ve 2016/13 Esas, 2015/166 Soruşturma, 2016/13 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

B.Araban Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2016/24 Esas, 2016/55 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri ile 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası karşılığı 3.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz istemi; belediyenin teknik eleman sıkıntısı olduğundan şehir plancıları odasından görüş alınarak buna göre imar uygulamalarının yapıldığına, art niyetleri bulunmadığına, tarım arazilerinin korunması ve ilçeye modern görünüm vermek için çok katlı imar değişikliklerine gidildiğine, mahkemece kamu zararı olup olmadığı araştırılmadan karar verildiğine, imar planlarında revizyona gidilip aykırılıkların düzeltileceğine, eski hale getirme hususunda süre verilmediğine, mahkumiyet hükmünün her türlü şüpheden uzak bir kesinliğe dayanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’in suç tarihinde Araban belediye başkanı, diğer sanıkların da belediye meclisi üyesi oldukları, belediye meclisinin 06.05.2010, 04.02.2011, 03.08.2012, 04.12.2012, 02.05.2013, 06.09.2013 ve 05.02.2014 tarihli kararları ile imar planı değişiklikleri yapıldığı ve imar planı değişikliklerinin işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin amir hükümlerine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle, soruşturma izni verildiği, ön inceleme raporuna göre; 06.05.2010 tarihli ve 20 sayılı Kararla 3 kat olan yapılaşmanın 5 kat şeklinde kat artırımına gidilmesinin ada bazında değil parsel bazında olduğu ve yapılan planlama ile parsel sahibine daha fazla inşaat yapma hakkı verildiği ve kamu yararı bulunmadığı, 04.02.2011 tarihli ve 5 sayılı Kararla 2 kat olarak planlanan alanın parsel bazında 5 kat olarak kat artırımının parsel sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda yapıldığının belirtildiği, herhangi bir kamu yararının olmadığı, 03.08.2012 tarihli ve 22 sayılı Kararla mülkiyeti Seydi’ye ait muhtelif parsellerde gerçekleştirilen 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğinin 6700 metrekare yeşil alanda azaltmaya gittiği ve eş değer bir yeşil alanın ayrılmadığı, 04.12.2012 tarihli ve 36 sayılı Kararla yapılan plan değişikliğinin sadece parsel sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda yapıldığı ve herhangi bir kamu yararı olmadığı, 02.05.2013 tarihli ve 13 sayılı Kararla mülkiyeti …’e ait 1004 parselde gerçekleştirilen imar planının 1000 metre çocuk bahçesini küçülttüğü ve eş değer miktarda yeşil alan ayrılmadığı, 06.09.2013 tarihli ve 20 sayılı Kararla mülkiyeti … ‘e ait 1004 parselde gerçekleştirilen imar plan değişikliği ile 3 adet imar adasının kat adedinin 2’den 5’e çıkartıldığı, sağlık alanının kaldırıldığı ve yeşil alanda küçülmeye gidildiği, kat adedinin 5’e çıkarılması ile çevresindeki iki katlı yapılaşmalarla uyumsuzluk oluşturduğu, 05.02.2014 tarihli ve 5 sayılı Kararla mülkiyeti … ‘ye ait muhtelif parsellerde gerçekleştirilen imar planı değişikliğinin parsel bazında ve parsel sahibinin menfaatleri doğrultusunda yapıldığı, herhangi bir kamu yararı olmadığı, 05.02.2014 tarihli ve 7 sayılı Kararla mülkiyeti … ‘a ait muhtelif parsellerde 2 ve 3 kat olan yapılaşmanın 6 kat olarak değiştirildiği ve yönetmelikte belirtilen karşılıklı bina cepheleri arasındaki asgari mesafenin sağlanmadığı, yapılan imar planı değişiklikleri ile kamu yararı sağlanmadığı aksine parsel sahiplerine menfaat temin edildiği, her ne kadar sanıklar savunmalarında revizyon kararıyla imar planı değişikliğine ilişkin kararlardan dönüleceğini beyan etmişlerse de sanık savunmalarına göre kat artırımı öngören kararlarla inşaat izni verildiği, inşaatların kat artırımlı olarak yapıldığı ve yıkılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle revizyon kararıyla eski hale getirmenin mümkün olmayacağı, kamunun zararının bu kapsamda gerçekleşmiş olduğu ve atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu kabul edilerek sanıkların zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Somut olayın niteliğine göre tarafsız ve bağımsız bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğünce alınan rapora istinaden karar verilmesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından, yapılan imar planı değişikliklerinin kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadığı hususunda imar ve şehircilik konularında uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasından sonra hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ”Kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği” şeklindeki kabul ve somut olayda kamu zararının oluşmadığı, sanıkların eylemleri ile kişilere haksız menfaat sağladıkları nazara alınarak, sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 231 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, “Kamu zararının giderilmemesi” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sanıklar hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısı ile uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle aynı Kanun ve maddenin üçüncü fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin sanıklara ihtarına hükmolunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Araban Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2016/24 Esas, 2016/55 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanıkların kazanılmış hakları saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.07.2023 tarihinde karar verildi.