Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7536 E. 2023/7713 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7536
KARAR NO : 2023/7713
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/215 Esas, 2016/207 Karar
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.10.2012 tarihli ve 2012/2351 Soruşturma, 2012/4077 Esas, 2012/1353 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası gereği cezalandırılmaları ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2014/215 Esas, 2016/207 sayılı Kararı ile sanık … hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 280 tam gün karşılığı 8.400 TL, diğer sanıklar hakkında ise icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 225 tam gün karşılığı 6.750’şer TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiileri ile sanıkların temyiz istemleri; atılı suçu işlediklerine yönelik somut delil bulunmadığına, bu doğrultuda haklarında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde sanıklardan ….’in Çekmece Belde Belediye Başkanı, aynı belediyede …’in inşaat teknikeri, …’in harita mühendisi ve diğer sanıkların da meclis üyesi olarak görev yaptıkları, belediye başkanı ve meclis üyesi olarak görev yapan sanıkların belediyenin sınırları içerisinde kalan bir kısım taşınmazlar yönünden mevzuata aykırı şekilde yapılan imar planı ve değişikliklerini usul veya yasaya aykırı belediye meclisi kararları ile onaylayarak ayrıca belediye başkanı, inşaat teknikeri ve harita mühendisi olarak görev yapan sanıklar …, …. ve …’in ise 15838 sayılı parselde yapılan inşaatla ilgili olarak imar planında kodlandırmanın dar yoldan yapılacağına dair hüküm bulunmamasına rağmen mevzuata aykırı olarak geniş yol yerine dar yoldan kodlandırma yaparak 6 katlık projeye onay ve yapı ruhsatı verdikleri ve bu şekilde imar planına aykırı olarak fazladan 1 kat kazandırdıkları iddialarıyla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; sanıkların söz konusu belediyenin sınırları içerisinde kalan bir kısım taşınmazlar yönünden mevzuata uygun olmayacak şekilde yapılan imar planı ve değişikliklerini usul veya yasaya aykırı belediye meclisi kararları ile onaylamak suretiyle kişilere haksız kazanç sağladıkları kabul edilerek atılı suçtan cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … dışında kalan sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden
Suça konu ön inceleme raporuna ait ekler denetime olanak verecek şekilde dosya arasında bulundurulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanıklar Zafer ve Sevim hakkında belediyenin sınırları içerisinde kalan bir kısım taşınmazlar yönünden mevzuata uygun olmayacak şekilde yapılan imar planı ve değişikliklerini usul veya yasaya aykırı belediye meclisi kararları ile onaylamak suretiyle kişilere haksız menfaat sağladıkları kabul edilerek görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” şeklinde yer alan düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu, bu itibarla sanıklar Sevim ve Zafer’in imar planı ve değişikliklerini usul veya yasaya aykırı belediye meclisi kararları ile onaylamak suretiyle görevlerini kötüye kullandıkları isnadı ile haklarında açılmış bir dava bulunmamasına rağmen iddianın dışına çıkılarak hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılması,
Hükmün esasını oluşturan 16.02.2016 tarihli kısa kararda, sanık … hakkında kurulmuş bir hüküm bulunmamasına rağmen gerekçeli kararda görevi kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilerek kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişkiye neden olunması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 2010/4-71 Esas, 2010/76 sayılı Kararında da belirtildiği üzere; suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yasal engel teşkil etmeyeceği nazara alındığında, duruşmalardaki iyi hali nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince takdiri indirim uygulanan sanık …’in kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin “Sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik hüküm bulunması” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmesi,
Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince takdiri indirim uygulanan sanık … dışında kalan sanıklar hakkında takdiri indirim nedenleriyle çelişki oluşturacak şekilde pişman olduklarına ve yeniden suç işlemeyeceklerine dair kanaatin oluşmaması gerekçe gösterilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemek üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmalarının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece kamu görevi üstlenmesinden yasaklanmalarına hükmolunmak suretiyle sınırlı uygulama yapılması ile sanık … dışında kalan sanıklar hakkındaki hak yoksunluğu süresi belirlenirken cezanın bir katından anlaşılması gerekenin, cezanın kendisi olup hükmolunacak hak yoksunluğunun 225 günü geçemeyeceği gözetilmeden, anılan sanıklar hakkında 280 gün süreyle hak yoksunluğuna hükmolunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
B. Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra 30.01.2022 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2014/215 Esas, 2016/207 sayılı Kararına yönelik sanıklar …, … ve … ile diğer sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanık … hakkında sair yönleri incelenmeyen, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.06.2023 tarihinde karar verildi.