Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7820 E. 2023/6984 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7820
KARAR NO : 2023/6984
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/285 Esas, 2016/172 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, hakaret
HÜKÜMLER: 1-Sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve hakaret suçlarından mahkûmiyet
2-Sanık … hakkında hakaret suçundan mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İnebolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.11.2013 tarihli ve 2013/732 Esas, 2013/829 Soruşturma, 2013/181 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında alenen hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi, sanık … hakkında ayrıca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması ve 58 inci maddesinin tatbiki talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. İnebolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2013/285 Esas, 2016/172 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında alenen hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 52 nci maddesi uyarınca 157 tam gün karşılığı 3.140 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık … hakkında ayrıca icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’in temyiz istemi; atılı suçları işlemediğine, kendisine iftira atıldığına, katılanların kendisi ile husumetli olduğuna, somut delil olmadığına ilişkindir.
B. Sanık …’nin temyiz istemi; hakaret suçunu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, cezayı ödeyebilecek ekonomik gücünün olmadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Musa köyü muhtarı olarak görev yapan sanık …’in, dere suyunun katılanlar …, … ve … tarafından kullanılmasını engellediği, bu nedenle taraflar arasında husumet oluştuğu, suç tarihinde aleni yerlerden olan köy yolunda …’nin katılanlara “babam sizi suyun başında bekleyecek, erkek misiniz siz?” demek suretiyle birden fazla kişiye karşı tek eylemle alenen hakaret suçunu işlediğinin katılanlar ile tanıklar … ve …in beyanları ile sabit olduğu, …’nin yukarıda izah edilen sözü üzerine …, … ve …’in evlerinin önünden geçen patika yola çıktıkları, …’in yolda kendilerini karşıladığı, …’in katılanlara yönelik “a.ına koyduğumun doğurdukları, orospu çocukları” diyerek birden fazla kişiye karşı tek eylemle alenen hakaret suçunu işlediğinin katılanlar ile tanıklar … ve … beyanları ile sabit olduğu, sanık …’in, kamu görevinin nüfuzunu kötüye kullanmak sureti ile köy halkından birkaç kişinin dere suyunu kullanmasına müsamaha göstermesine rağmen, köy halkının kullanımına açık olan suyun şahsi husumet beslediği katılanlar tarafından kullanılmasına engel olduğu ve katılanların mağduriyetine sebebiyet verdiği, suyun kullanılmasının önüne geçmek adına karar alınmasının yapılan iş ve işlemleri hukuka uygun hale getirmesinin söz konusu olamayacağı kabul edilerek sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tebliğnamede isimlerine yer verilen … ve … hakkında bir temyiz olmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
A. Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hüküm yönünden
Sanığın köy muhtarı olarak görev yaptığı, kuraklık nedeniyle dere suyunun kullanımının düzenlenmesi hususunda ihtiyar heyetince karar alındığı, söz konusu derenin devletin hüküm ve tasarrufu altında olup, tüm köylünün ortak kullanımında olduğu, tedarik ve idaresinin 831 sayılı Sular Hakkındaki Kanun’un 1 inci maddesine göre belediye olan yerlerde belediyelere, olmayan yerlerde ihtiyar meclislerine ait olduğu ve bu karara karşı itiraz yolunun açık olduğu, bir itirazın ise yapılmadığı nazara alındığında; 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği halde yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerekirken, belirtilen ilkelere ve 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki orantılılık ilkesine aykırı olarak yasadaki ifadelerin aynen tekrarı sonucu temel cezanın alt sınırdan fazlaca uzaklaşılarak belirlenmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

B. Sanık … hakkında hakaret suçundan verilen hüküm yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında suçun zincirleme şekilde işlenmesi halinde cezanın 1/4’ten 3/4’üne kadar artırılabileceği öngörülmüş olup, zincirleme suç nedeniyle artırım yapılırken, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur” şeklindeki yasal düzenleme uyarınca mağdur ve/veya fiil sayısı nazara alınıp, benzer olaylarla karşılaştırıldığında suç ile ceza arasındaki dengeyi bozmayacak ve denetime imkan verecek biçimde yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşacak bir artırım oranı belirlenerek ceza tayin edilmesi gerekirken 2/4 oranında artırım yapılmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
Hükümden önce 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasa’nın 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

C. Sanık … hakkında hakaret suçundan verilen hüküm yönünden
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı hakaret suçunun uzlaşma kapsamında kaldığı, soruşturma evresinde katılanların uzlaşmak istediklerini belirttikleri ancak sanığa uzlaşmayı kabul edip etmediğinin sorulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un uzlaşma başlıklı 253 ve 254 üncü madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, uzlaşma işlemleri yapılmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A), (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle İnebolu Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2016 tarihli ve 2013/285 Esas, 2016/172 sayılı Kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanık … yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, sanıkların kazanılmış hakları saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,30.05.2023 tarihinde karar verildi.