YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7952
KARAR NO : 2023/7007
KARAR TARİHİ : 31.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/190 Esas, 2016/328 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Sanıklardan … hakkında eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan, … hakkında atılı suçtan mahkûmiyet
Kulu Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2015/190 Esas, 2016/328 sayılı Kararının katılan vekili ve sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin katılma ve bu suçtan verilen hükümleri temyiz hakkı olmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği, keza sanık …’ın yokluğunda verilip 28.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen hükme karşı, hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 11.07.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği resen de temyize tabi olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık …’nin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu ve aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kulu Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2015 tarihli ve 2013/1398 Soruşturma, 2015/161 Esas, 2015/161 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Kulu Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2015/190 Esas, 2016/328 sayılı Kararı ile sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 150 tam gün karşılığı 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık … hakkında ise ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 75 tam gün karşılığı 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’nin Temyiz Sebepleri
Atılı suçlamaların soyut iddialardan ibaret olduğu, mahkumiyeti için yeterli somut delil bulunmadığı hususlarına yöneliktir.
B. Sanık …’ın Temyiz Sebepleri
Mahkemece eksik araştırma ile hüküm kurulduğu, mahkumiyet halinde de hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
C. … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Süre tutum niteliğindeki temyiz dilekçesi somut bir nedene dayanmamaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
Kulu PTT Müdürlüğünde posta dağıtım görevlisi olan sanıkların kendilerine görevleri gereği ilgililerine dağıtılmak üzere teslim edilen gönderilerin ve tebligatların dağıtım işlemlerini mevzuatta belirtilen süreler içerisinde yerine getirmedikleri ya da hiç dağıtım yapmadıkları iddialarıyla icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı ve mahkemece sanıklardan Tecelli Teselli’nin eylemlerinin atılı suçu, Ramazan’ın eylemlerinin ise ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan bahisle bu suçlardan cezalandırılmaları yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanık …’nin yargılama konusu eylemlerinin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Yasa’nın 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan suç tarihinde Kulu PTT Müdürlüğünde dağıtıcı olan sanığın 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca ifa ettiği görevinden doğan suçlardan dolayı kamu görevlisi sayıldığı ancak aynı Kanun Hükmünde Kararname’nin 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince soruşturulmasının izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi uyarınca “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. vekili ile sanık …’ın temyiz istemlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kulu Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2015/190 Esas, 2016/328 sayılı Kararına yönelik sanık …’nin temyiz isteği ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ile 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.05.2023 tarihinde karar verildi.