YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7977
KARAR NO : 2023/7915
KARAR TARİHİ : 05.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/281 Esas, 2016/159 Karar
KATILANLAR : …, Müflis … Mühendislik ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.05.2013 tarihli ve 2013/64063 Soruşturma, 2013/20598 Esas, 2013/837 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2013 tarihli ve 2013/6438 Soruşturma, 2013/1952 Esas, 2013/158 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
2. İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2014 tarihli 2014/394 Esas ve 2014/377 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 53 üncü maddesi gereği yargılanması için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın … Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinde; Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2013 tarihli ve 2013/192 Esas ve 2013/179 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi gereği yargılanması için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde açılmasına karar verilmiştir.
3. … 14. Ağır Ceza Mahkemesi ile Silivri Ağır Ceza Mahkemesi arasındaki birleştirme uyuşmazlığı, Dairemizin 04.11.2015 tarihli ve 2015/10437 Esas, 2015/15861 sayılı Kararı ile davaların Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilerek yürütülmesine karar verilerek çözümlenmiştir.
4. Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/281 Esas, 2016/159 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri ile 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca 250 tam gün karşılığı 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, verilen kararın hukuka aykırı olduğu, gerekli soruşturmanın yapılmadığı, sanığın, müvekkili şirket yetkilisinin talimatları doğrultusunda hareket ettiği ancak şirket yetkilisinin kötü niyetle şikayette bulunduğu, iflasın ertelenmesi davasında 22.08.2011 tarihinde görev aldıktan sonra dosyada ihtiyaç duyulan ihtiyati tedbir kararını alabilmek için üzerine düşen yükümlülükleri fazlasıyla yerine getirdiği, davayı açan avukatlarca sunulan iyileştirme projesinin her iki bilirkişi raporunda da somut ve inandırıcı olmadığı şeklinde tespit edildiği, iflasın ertelenmesi davasında mahkemece yeni bir iyileştirme projesi sunulması istenmiş ise de şirket tarafından sanığa sunulan bir proje olmadığı, bu projeyi sanığın hazırlayamayacağı, katılan tarafından ihalenin feshine ilişkin davada zararın tam olarak ortaya konulamadığı, yargılamanın şüpheden sanık yararlanır ilkesi çerçevesinde yapılması gerektiği, hükümde sanığın lehine olan kanun hükümleri ve ceza ilkelerinin uygulanmadığı, gerekçeli kararda … suçtan zarar gören olarak belirtilmişken gerekçelendirmede adı geçenin değil iflas masasının talimatının alınması gerektiğinden bahsedilmek suretiyle çelişki yaratıldığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının isabetli olmadığı sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
İstanbul Barosunda kayıtlı avukat olan sanığın, bir kısım hukuki işlemlerini takip etmek üzere katılanlar İsmail ile ortağı ve temsilcisi olduğu Albiso şirketinin vekilliklerini üstlendiği, davacı katılan vekili sıfatıyla Silivri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esasına kayden açtığı ihalenin feshi davasının 09.05.2012 tarihli ön inceleme duruşmasında, müvekkilinin bilgisi ve talimatı olmaksızın davadan ve aynı tarihli dilekçe ile de temyiz hakkından feragat ederek katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği, yine davacı şirket vekili sıfatıyla takip ettiği … (Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/322 Esasına kayden görülen iflasın ertelenmesi davasının 09.02.2012 tarihli duruşmasında, müvekkili şirket tarafından daha önce ibraz edilen iyileştirme projesi ile ilgili olarak düzenlenen 28.12.2011 tarihli bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını bildirmesi ve yeni bir iyileştirme projesi sunması için kendisine 2 haftalık süre verilmesine ilişkin ara kararı alındığı halde, ara karar gereğini yerine getirmeyerek, davanın reddine dair 08.03.2012 tarihli ve 2012/99 sayılı kararın verilmesine sebep olduğu gibi bu karar ile ilgili katılana bilgi vermeyerek ve kararı da yasal süresi geçtikten sonra temyiz ederek, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi tarafından 11.07.2012 tarihli ve 2012/4850 sayılı Kararı ile temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesine ve karar düzeltme isteminde de bulunmayarak aleyhe kararın kesinleşmesine ve bu suretle katılanın mağduriyetine neden olduğu iddiaları ile görevi kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davalarında, Mahkemece; davaların birleştirilerek sanığın zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık avukatın, … (Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/322 Esasına kayden görülen iflasın ertelenmesi davasının 09.02.2012 tarihli duruşmasında, 28.12.2011 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarını bildirmesi ve yeni bir iyileştirme projesi sunması için kendisine iki haftalık süre verildiği halde, ara karar gereğini yerine getirmeyerek davanın reddine karar verilmesine, bu kararı yasal süresi geçtikten sonra temyiz ederek temyiz isteminin reddine karar verilmesine ve karar düzeltme talebinde de bulunmayarak aleyhe kararın kesinleşmesi ile katılanın mağduriyetine neden olması şeklindeki eyleminin sübut bulduğuna ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ancak müflis şirketin borçlu bulunduğu Silivri 2. İcra Müdürlüğünün 2011/1235 Talimat sayılı dosyasında satışına karar verilen taşınmaza ilişkin 30.03.2013 tarihinde yapılan ihalenin, 12.04.2012 tarihli dilekçe ile, 13:30’da başlaması gereken ihalenin 13:00’te başlatıldığını bildirerek feshini talep ettiği, Silivri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılamada, Ankara 36. Noterliğinin 15.06.2011 tarihli ve 8539 sayılı vekaletnamede yer alan ve kendisine tanınan davadan feragat yetkisini 09.05.2012 tarihli duruşmada kullanması üzerine mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, sanığın aynı gün temyizden de feragat ettiği, sanığın temyiz sebeplerine ve ihalenin feshi davası açılmasının dayanağına bakıldığında, katılanın iddia ettiği gibi ihalenin feshi davasına devam edilseydi bile taşınmazın değerinde artış olma ihtimalinin dosya kapsamından kesin olarak anlaşılamadığı, kaldı ki Silivri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.10.2011 tarihli ve 2011/231 Esas, 2011/285 sayılı Kararı ile kıymet takdirine yapılan itirazın reddedildiği, sanığın, katılanı mağduriyete uğratma amacıyla hareket ettiği yönünde bir delil olmadığı ve suç kastının bulunmadığı nazara alınarak, Silivri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/131 Esas sayılı dava dosyasındaki 09.05.2012 tarihli feragatine ilişkin eylemlerinde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun sübut bulmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında sübut bulan eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm tesis edilmesi gerekirken, 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince yasaklama kararına hükmolunmaması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/281 Esas, 2016/159 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.07.2023 tarihinde karar verildi.