Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/7989 E. 2023/7429 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7989
KARAR NO : 2023/7429
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/49 Esas, 2016/227 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sarayköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.03.2014 tarihli ve 2013/1838 Soruşturma, 2014/109 Esas, 2014/42 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Sarayköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2014/49 Esas, 2016/227 sayılı Kararı ile sanık hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 241 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ve 4 tam gün karşılığı 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, tefecilik yapmadığını, tahsil edilmeyen bir paradan bu suçun oluşmayacağını, olayın mağdurun kendisi olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’ün, … ve …’e aylık %15 faiz karşılığında üç ay sonra ödenmek üzere 5.000,00 TL borç para verdiği ve karşılığında 6.000,00 TL bedelli senet aldığı, buna …’in de şahit olduğu, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemişse de; iddia etmiş olduğu şekilde mal satışına ilişkin faturalarının mevcut olmadığı, kolluk araştırmasında sanığın tefecilik yaptığına ilişkin tutanak tanzim edildiği, tanıkların yeminli anlatımlarının Papatya ve Mehmet’in beyanlarını doğrular nitelikteki olduğu anlaşıldığından, sanığın savunmasına suçtan ve cezadan kurtulmaya matuf olduğu kabul edilerek itibar edilmediği ve tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin anılan düzenlemenin yürürlük tarihinden önce olmasına göre, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sarayköy Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2014/49 Esas, 2016/227 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2023 tarihinde karar verildi.