YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8031
KARAR NO : 2023/7272
KARAR TARİHİ : 08.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/191 Esas, 2016/143 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Dazkırı Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.01.2014 tarihli ve 2013/442 Soruşturma, 2014/25 Esas, 2014/14 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2014/191 Esas, 2016/143 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi gereği de cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebepleri
Lehine olan hükümlerin uygulanmadığı ve hakkında soyut gerekçelerle ceza verildiğine yöneliktir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri
İsnatların görevi kötüye kullanma suçu yanında işkence ve iftira suçlarını da oluşturacağı, bu suçlardan ek iddianame düzenlenmesi gerektiği ayrıca sanık hakkında alt sınırdan ceza tayininin hakkaniyete aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde okul müdürü olarak görev yapan sanığın kendisiyle aynı okulda öğretmen olan katılana öğrencilere düşük not vermeleri konusunda sürekli baskı uyguladığı, öğretmenlerden sürekli farklı nedenler ileri sürerek savunma istediği, bu şekilde öğretmenler üzerinde psikolojik baskı uyguladığı, her hafta salı günü Dinar’a gittiği, okulda olmadığı ancak okulda kendisini var gösterdiği, öğretmenlere nöbet konusunda sürekli olarak “Nöbet programlarınızı bozarım, gelecek yıl nasıl nöbet tutulur göreceksiniz” diyerek öğretmenler üzerinde yoğun baskı kurduğu, katılanın, okul öğretmenlerinden … ve okul hizmetlisi …’la okulun kimya laboratuvarında cinsel ilişkiye girdiğini ima ederek bu konuda elinde delil olmadığı halde okul müdürlüğü makamını kullanarak cinsel ilişki olayında adı geçen kişileri rencide etmek suretiyle savunmalarını aldığı, sanığın okulda görev yapan öğretmenler yakın mesafesinde olmasına rağmen, normal ses tonuyla çağırabileceği halde nöbetçi öğrenci kanalıyla odasına çağırdığı, ders işlenirken kapı çalmadan ani baskın yapar şekilde sınıflara girdiği ve sanığın üstleri, müdürleri ve diğer idareciler hakkında ağza alınmayacak sözler sarf ettiği iddiaları ile açılan kamu davasında, Mahkemece; ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın sübutu kabul edilen eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında aynı Kanun ve maddenin ikinci fıkrası gereğince ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması,
5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Dinar Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2009 tarihli ve 2008/69 Esas, 2009/7 sayılı Kararında yer alan kesin nitelikteki adli para cezasının tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Hüküm fıkrasında, sanığın işlediği kabul edilen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası yerine 157 nci maddesinin ikinci fıkrası yazılmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dazkırı Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.05.2016 tarihli ve 2014/191 Esas, 2016/143 sayılı Kararına yönelik sanığın ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.06.2023 tarihinde karar verildi.