YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8210
KARAR NO : 2023/7463
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3062 Esas, 2020/2468 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜMLER: 1) … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.04.2018 tarihli ve 2015/512 Esas, 2018/208 sayılı Kararı ile; atılı suçtan mahkûmiyet
2) Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 02.10.2020 tarihli ve 2018/3062 Esas, 2020/2468 sayılı Kararı ile; ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2018/3062 Esas, 2020/2468 sayılı Kararının, şikayetçi Sabri ve katılan Hazine vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, tefecilik suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre doğrudan zarar görmeyen şikayetçi …’ın katılma hakkının olmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği, bu itibarla anılan suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında tefecilik suçundan verilen mahkûmiyet kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından anılan kararın hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanığın beraatine ibaresi eklenmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılan Hazine vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.04.2018 tarihli ve 2015/512 Esas, 2018/208 sayılı Kararı ile sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 5 tam gün karşılığı olarak 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, 58 inci maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimi ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmolunmuştur.
2.Sanığın istinaf talebi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2018/3062 Esas, 2020/2468 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak, hüküm fıkrasına “1-Sanığın fiilinin kanunda suç olarak düzenlenmemesi sebebiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi gereğince BERAATİNE, 2-Yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına” ibareleri eklenmek suretiyle sanığın istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; suçtan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi Sabri vekilinin temyiz isteminin reddi ve katılan Hazine vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi ile 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet kararına yönelik istinaf başvuruları bakımından ancak duruşma açılarak yapılacak yargılama sonrasında beraat kararı verilebileceği gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Şikayetçi Sabri Vekilinin Temyiz Sebepleri
Deliller yeterince değerlendirilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile sanığın beraatine karar verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu, suçun yasal unsurlarının oluştuğu, sanığın eylemi nedeni ile müvekkilinin doğrudan zarar gördüğü ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplere,
B. Katılan Hazine Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanık hakkında deliller yeterince değerlendirilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile beraat kararı verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu, sanık tarafından suçun işlendiğinin sabit olduğu ve Yargıtayca resen gözetilecek sebeplere,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suçtan zarar gören …’ın 2012 yılında sanıktan değeri 35.000-40.000 Türk Lirası (TL) arasında olan Hyundai marka aracı 50.000 TL’ye vadeli olarak satın aldığı, karşılığında sanığa 50.000 TL değerinde senet verdiği, zaman içerisinde mağdurun bizzat veya şikayetçiler …. ve …. aracılığıyla sanığa ödemede bulunmasına rağmen mağdurun borcunun bitmediği, senedin iade edilmediği ve sanık tarafından alınan paraların faize sayıldığı, böylece sanığın tefecilik suçunu işlediği kabulüyle cezalandırılmasına,
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Dosya kapsamına göre, suçtan zarar gören … ile sanık arasında vadeli şekilde araç alım satımının bulunduğunun sabit olduğu, bunun dışında sanığın …’a ve müştekilere kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verdiğine ilişkin delil bulunmadığı, fiilinin kanunda tanımlanan suç tipine uymadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine ibaresi eklenmek suretiyle sanığın istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine,
IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” başlıklı 280 inci maddesinde;
“(1)Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
….
Karar verir” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında “Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun’un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen … sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği” belirtilmiştir.
Yukarıda zikredilen kanun hükmü ve Ceza Genel Kurulu kararı ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tebliğnamedeki, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde karar verilemeyeceği gerekçesiyle kararın bozulması talebini içeren görüşe iştirak edilmemiştir.
Ancak;
İlk derece mahkemesince sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirme sonucunda sanığın eyleminin kanunda tanımlanan suç tipine uymadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonucun isabetli bulunmadığı ve sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararına ilişkin olarak hüküm fıkrası kısmının tamamen hükümden çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğine dair ibare eklenmek suretiyle sanığın istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; kararın ikinci paragrafında yer alan “mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonucuna uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair istinaf itirazlarının reddine” ibaresinin verilen karar ile örtüşmediği ayrıca Anayasa’nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 230 uncu maddelerinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilen ilk derece mahkemesi hükmünün Yargıtay incelemesine tabi ve kesinleşmesi halinde infaza verilecek hüküm olacağı, bu kapsamda ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararının gerekçesi ve hüküm fıkrasıyla birlikte bir bütün halinde sanığın cezalandırılmasına ilişkin ibareler içermesi nedeniyle kararın 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kaldırılarak oluşa ve kabule uygun şekilde yeni bir hüküm kurulması sonrasında anılan karara yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yalnızca ilk derece mahkemesinin hüküm fıkrası kısmının hükümden çıkarılıp sanığın beraatine dair ibarelerin hüküm fıkrasına eklenmesi fakat sanığın mahkûmiyetine dair anlatımı içeren gerekçenin hükümden çıkarılmaması, bu suretle infazda tereddüte yol açacak ve gerekçeyle hüküm arasında açık çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V.KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle, sanık hakkında tefecilik suçundan verilen karara yönelik şikayetçi Sabri vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık hakkında tefecilik suçundan verilen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 02.10.2020 tarihli ve 2018/3062 Esas, 2020/2468 sayılı Kararına yönelik katılan Hazine vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden ve dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye sonucu itibarıyla uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde karar verildi.