Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/8303 E. 2023/7470 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8303
KARAR NO : 2023/7470
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/134 Esas, 2016/332 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/134 Esas, 2016/332 sayılı Kararının şikayetçi vekili ile sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanığa yüklenen suçtan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının kamu davasına katılma ve hükmü temyiz hakkının olmadığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.02.2016 tarihli ve 2016/7880 Soruşturma, 2016/9038 Esas, 2016/7272 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/134 Esas, 2016/332 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A- Sanığın Temyiz Sebepleri
Sanık 15.06.2016 havale tarihli temyiz dilekçesi ile; kararı temyiz ettiğini bildirmiştir.
B- Şikayetçi İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekili 02.02.2021 tarihli temyiz dilekçesi ile; bakanlığın duruşmalardan haberdar edilmemesi nedeniyle haklarında katılma kararı verilmediğinden kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Kağıthane İlçe Emniyet Müdürlüğü Gültepe Polis Merkezi Amirliğinde adli evrak işleri ile görevli polis memuru olarak çalışan sanığın, İstanbul C.Başsavcılığının 2014/110990 sayılı soruşturma dosyasındaki 20.08.2014 tarihli yazısına, yazının 01.12.2014, 27.05.2015 ve 26.10.2015 tarihlerinde tekit edilmesine rağmen makul sürede cevap vermeyerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 4483 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin son fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 161 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca soruşturma veya kovuşturma iznine tabi olmayan ve aynı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren temyize konu görevi kötüye kullanma suçunda 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.06.2016 tarihli ve 2016/134 Esas, 2016/332 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2023 tarihinde karar verildi.