YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8309
KARAR NO : 2023/6401
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/842 Esas, 2016/213 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
… 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2014/842 Esas, 2016/213 sayılı Kararının sanık … müdafii, sanık … ile şikayetçi vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesi kapsamında yüklenen suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşılmakla, vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenler sanık … müdafii ile sanık …’in hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.03.2014 tarihli ve 2013/12400 Soruşturma, 2014/1020 Esas, 2014/617 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delaletiyle 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2014/842 Esas, 2016/213 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 5 ay hapis cezası karşılığı 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’un temyiz sebepleri
Sanık 29.03.2016 havale tarihli temyiz dilekçesi ile; tapu mevzuatında aile sıra numarasının 5 haneli olduğu ve işlem yapılırken bu hususa dikkat edilmesi gerektiğinin yazmadığını, kendisine böyle bir eğitimin verilmediğini, ayrıca TAKBİS sisteminde aile sıra no bilgisinin bulunmadığını, diğer taraftan Tapu Sicil Tüzüğünün 13. maddesinde vekaleten yapılan işlemlerde fotoğraf karşılaştırması yapılması gerektiğine dair bir yükümlülüğün bulunmadığını, sadece gerçek hak sahibinin kimlik bilgilerinin kontrol edilmesi gerektiğini, kaldı ki yükümlülüğü olmamasına rağmen noteri arayarak vekaletnamenin sahte olup olmadığının teyidini yaptıklarını bildirerek hukuka aykırı olan mahkumiyet kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri
Sanık müdafiinin 14.04.2016 tarihli temyiz dilekçesi ile; sanığın satış işlemini gerçekleştirirken uyması gereken tüm mevzuata uyduğunu, aile sıra numarasının 5 haneli olması gerektiği yönünde bir zorunluluğun bulunmadığını, bu nedenle bu hususun mahkumiyet gerekçesinde yer almasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca sanığın suç kastının bulunmadığını, vekaletnamenin teyidinin noterlikten alınmış olduğunu, diğer taraftan fotoğraftaki benzerliği değerlendirmenin subjektif bir değerlendirme olacağından buna dayanarak sanığı cezalandırmanın haksızlık oluşturacağını, tarafların … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/765 Esas sayılı dosyada tapu iptali ve tescil davası bulunduğunu, bu dosyada katılanlar … ve …’nin komşu oldukları, uzun yıllarca yan yana evlerde oturdukları tespit edilmesine rağmen sanığın cezalandırılması yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu bildirerek kararın bozulması talebi ile hükmü temyiz etmiştir.
C. Şikayetçi Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz sebepleri
Sanıkların işledikleri suç nedeniyle Kurumun zarar gördüğünü ancak; Kurumun davanın aşamalarında haberdar edilmeyerek kamu davasına katılma hakkını kullanamadığı, sanıklar hakkında alt sınırdan ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, katılan sıfatını alabilecek kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönlerinden hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
30.07.2013 tarihinde satıcısı …, alıcısı … olan satış işleminde, asıl hak sahibi …’nın satış işleminden habersiz olduğu, kendisini … olarak tanıtan kişinin …’ya 29.07.2013 tarihinde düzenleme şeklinde vekaletname verdiği, tapuda yapılan devir işlemi sırasında … Tapu Müdürlüğünde memur olarak görev yapan sanık …’in ve tapu müdür vekili olarak görev yapan sanık …’un, vekaletname ve ekinde bulunan nüfus cüzdanı örneği üzerindeki fotoğrafları karşılaştırmayarak gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı ve cezalandırılmaları yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 gün ve 2003/5-41 Esas, 2003/54 sayılı Kararında belirtildiği üzere; tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın mümkün olmaması karşısında, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesi kapsamında yüklenen suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşılmakla, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanık … müdafiinin ve sanık …’un temyiz taleplerinin incelenmesinde ise;
Sanıkların görevlerinin gereğini yerine getirirken dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun olarak hareket ettikleri, fotoğraf karşılaştırması yapmak mecburiyetinde olmadıklarından haklarında beraat yerine mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu sebebine dayanan temyiz isteklerinin yapılan değerlendirmesinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmış, sanıklar hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin üçüncü fıkrasına ve 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi sonuca etkili görülmediğinden, yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilen sanıklar hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanık … müdafiinin ve sanık …’un yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2016 tarihli ve 2014/842 Esas, 2016/213 sayılı Kararında sanık … müdafii ve sanık … tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştirilen hususlar dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … müdafiinin ve sanık …’un temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.05.2023 tarihinde karar verildi.