YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8472
KARAR NO : 2023/269
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme tefecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.02.2013 tarihli ve 2012/5430 Soruşturma, 2013/588 Esas, 2013/143 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri, sanık … hakkında ise nitelikli hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının nitelikli olarak ihlali suçlarından 116 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 143 üncü maddesi ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2013 tarihli ve 2013/95 Esas, 2013/532 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçlardan beraatlerine karar verilmiş, sanık … hakkında verilen karar 05.11.2013 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
3.Sanık … hakkında tefecilik suçundan verilen beraat kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 04.03.2020 tarihli ve 2020/176 Esas, 2020/61 sayılı Kararı ile maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması ve suç tarihinin tespiti açısından, sanık … suçtan zarar görenin yeniden beyanlarına başvurularak, paraların alındığı tarihler ve miktarları ile düzenlenen senetlerin miktarlarının ayrıntılı olarak sorularak, beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, sanığın savunmasında kabul ettiği üzere borç verdiği parasal miktar ile suçtan zarar görenler tarafından düzenlenen senetlerin miktarları arasındaki farkın sebebinin suçtan zarar gören ve sanığa açıklattırılarak hangi beyana üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, sanığın alacaklı olduğu icra dosyalarına ilişkin dosya içerisinde iki icra dairesinin cevabi yazısının olup, diğer icra dairelerinin yazılarının dosya içerisinde bulunmadığı anlaşılmakla, belirtilen eksikliğin tamamlanması, Balıkesir 2. İcra Dairesi’nin bildirdiği 2007/2 ve 2007/638 numaralı dosyalar ile UYAP sisteminden tespit edilen Sarıgöl İcra Dairesinin 2014/2 numaralı dosyasının aslı veya onaylı suretleri getirtilip borçlu gözüken kişilerin faiz karşılığı sanıktan ödünç para alıp almadıkları konusunda tanıklıklarına müracaat edilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun zincirleme şekilde tefecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve tayini gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde temyiz incelemesine konu karar ile sanık hakkında tefecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık 07.01.2021 havale tarihli dilekçesi ile suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmaması karşısında hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu sebebiyle kararı temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 241 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve dördüncü fıkrasında belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son ödünç para verme eyleminin 2011 yılında gerçekleştiği belirtildiğinden suç tarihinin kesin olarak saptanamaması nedeniyle sanık lehine değerlendirme yapılarak suç tarihi 01/01/2011 olarak kabul edilmiş ve belirtilen tarih ile inceleme günü arasında 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Balıkesir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2020 tarihli ve 2020/227 Esas, 2020/696 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.