YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8759
KARAR NO : 2023/6421
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/533 Esas, 2016/175 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suç ve sanık yönünden fiili, hukuki bağlantı olduğundan Dairemizin 2021/6940 Esas sırasına kayıtlı dava ile birlikte yapılan incelemede;
Sanığın sübutu kabul edilen eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna uyduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu aynı Kanun maddesinin birinci fıkrasına göre uygulama yapılması,
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminde yapılan sorgulamada; Çay Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2015 tarihli ve 2015/427 Esas, 2015/853 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine söz konusu davanın Dairemizin 2021/6940 Esasında kayıtlı olduğu ve 28/05/2015 tarihli iddianame içeriğine göre de suç tarihinin 26/03/2015 olması karşısında, bu davanın suç ve iddianame tarihlerine göre hukuki kesinti durumu da dikkate alınıp, derdest olan davaların birleştirilmesi, suçun sübutu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin tespiti halinde, 5237 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası ve 61. maddesinin birinci fıkrası göz önünde bulundurularak, sanığa verilecek cezada 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra varsa kesinleşen davalarda verilen cezaların bu cezadan mahsup edilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları gerekçe gösterilerek takdiri indirim uygulandığı halde, bu uygulama ve dosya kapsamı ile çelişki oluşturacak şekilde ”…sanığın atılı suç nedeniyle pişmanlık göstermemesi nedeniyle…” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında TCK’nın 50. maddesinde düzenlenen adli para cezası veya seçenek tedbir veyahut da 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin uygulanmaması suretiyle çelişkiye neden olunması,
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde düzenlenen “giderilmesi gereken zarar” kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, somut olayda sanık tarafından giderilebilecek maddi bir zararın bulunmadığı gözetilerek, sabıkası bulunmayan sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, “Sanığın olay nedeniyle katılanın zararını gidermemiş olması nedeniyle şartları oluşmadığından” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53. maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 17/05/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.