Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/8801 E. 2023/7211 K. 07.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8801
KARAR NO : 2023/7211
KARAR TARİHİ : 07.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/153 Esas, 2016/400 Karar
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.02.2014 tarihli ve 2013/3182 Soruşturma, 2014/290 Esas, 2014/146 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2014/153 Esas, 2016/400 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın …’ın gitmesine izin verip vermediğinin araştırılmadığına ve …’ın soruşturmada ve kovuşturmada yaptığı tanıklıktaki çelişkinin giderilmediğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
20.06.2013 günü kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ifadesi alınmak üzere Değirmendere Polis Merkezi Amirliğine davet edilen şüpheli …’ın ifadesi alındıktan sonra sigara içme bahanesi ile dışarı çıktığı, sonrasında karakoldan izinsiz olarak ayrıldığı, şüpheli ve suç ortağı 3 kişinin daha savcılıktan mahkemede hazır edilmesinin istendiği ancak Umut’un karakolda olmadığının anlaşılması üzerine tutanak düzenlendiği ve adı geçen şahsın arkadaşlarının mahkemece tutuklandığı somut olayda; Değirmendere Polis Merkezi Amirliğinde polis memuru olarak görev yapan sanığın, olay günü 08:00-19:00 vardiyasında grup yazıcısı olarak görev yaptığı, …’ın soruşturma aşamasında yaptığı teşhise göre sanık …’in kendisine dışarı çıkması için izin verdiğinin belirlenmesi üzerine adı geçen sanığın polis merkezinde bulunan …’ın kaçmasına sebebiyet verdiğinden hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı ve atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tebliğnamede adına yer verilen sanıklar … ve … hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik bir temyiz talebinin bulunmadığı görülmüştür.
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…hükme bağlanmış…” ibaresinin “basit yargılama usulü” bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan sanığın 4483 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin son fıkrası ile 5271 sayılı Kanun’un 161 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca soruşturma veya kovuşturmasının izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddeleri gereğince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gölcük 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2014/153 Esas, 2016/400 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.06.2023 tarihinde karar verildi.