Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/9010 E. 2022/7007 K. 20.06.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9010
KARAR NO : 2022/7007
KARAR TARİHİ : 20.06.2022

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zincirleme olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, 22/07/2014 günü tebliğ edilen hükmü, adli tatil içinde 19/08/2014 tarihinde temyiz ettiği, temyiz süresinin son günü adli tatile rastladığından ve adli tatil içerisinde süreler işlemeyeceğinden, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki ret öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.
İddianamede ve son soruşturmanın açılmasına dair kararda sanığa isnat olunan ve mahkemece oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerden; İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla Bağcılar 1. İcra Müdürlüğü nezdindeki dosya üzerinden yürüttüğü icra takibinde bakiye alacak bulunmasına rağmen katılanın bilgisi ve talimatı olmaksızın borçluya ibrayı içeren protokoldür başlıklı belgeyi vermek ve borçlunun adına kayıtlı aracının trafik kaydı üzerine konulan haciz ve yakalama şerhlerinin de kaldırılmasına yönelik talepte bulunmak şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 257/1. maddesinde tanımı yapılan görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, … 9. İcra Müdürlüğündeki icra takibinde borçludan tahsil ettiği 8.000,00 TL ile … 6 ve 12. İcra Müdürlüklerindeki icra takiplerinde borçlulardan tahsil ettiği 37.537,53 TL’nin bir kısmını müvekkili olan katılana verip, kalan kısmını vermeyerek uhdesinde tutması şeklindeki eyleminin ise Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17/06/2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu paranın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, 5237 sayılı TCK’nin 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve hükümden sonra 24/10/2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesinin ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usule göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması ve görevi kötüye kullanma suçu yönünden de dava zamanaşımı hükümleri gözetilerek bir karar verilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA 20/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.