YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9376
KARAR NO : 2023/522
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Zile Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.03.2014 tarihli ve 2014/130 Soruşturma, 2014/148 Esas, 2014/88 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Zile Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2014/278 Esas, 2015/95 sayılı Kararı ile sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın 01.04.2015 havale tarihli dilekçesi; mağduriyete sebep olan eylemin sahte nüfus cüzdanı düzenlenmesi olduğu, kendisinin eyleminin ise yalnızca nüfus kaydı düzenlemekten ibaret olduğu ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme gibi hukuki müesseselerin işletilmemesinin hukuka aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın Zile İlçe Nüfus Müdürlüğünde memur olarak çalıştığı, olay tarihinde nüfus müdürlüğüne başvurarak kendisini … olarak tanıtan ancak gerçekte ismi … olan kişinin kendisinin … olduğuna dair herhangi bir belge ibraz etmemesine ya da buna ilişkin herhangi bir delil gösterilmemesine rağmen, sanıktan …’a ait nüfus ve aile kayıt tablosu istediği, sanığın sadece sözlü olarak sorduğu sorulara karşılık aldığı sözlü cevaplar üzerine katılan … ‘ın aile nüfus kayıt tablosunu verdiği, katılan … ‘ın aile nüfus kayıt tablosunu alan ve dosyamızda tanık olarak yer alan …’nun … İlçe Nüfus Müdürlüğünden sahte nüfus cüzdanı çıkartarak … adına evlilik yaptığı, katılanın kayıt yaptırmak üzere Kayseri SGK İl Müdürlüğüne gittiğinde bu hususu öğrendiği, bu sebeple babasının sosyal güvencesinden yararlanamadığı, lise öğrencilerinin evli olamayacağı hükmü gereği okulla ilişiğinin kesildiği ve bu şekilde sanığın suça konu eylemi neticesinde katılan açısından mağduriyet oluştuğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna uyduğu gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre uygulama yapılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli, 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan ”kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği” şeklindeki kabul ve sanık yönünden suç tarihine nazaran anılan hükmün uygulanmasına engel adli sicil kaydının bulunmaması karşısında, dava konusu olayda somut ve belirlenebilir nitelikte bir zararın bulunmadığı gözetilerek, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, anılan maddedeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin, dosya içeriğine uymayan “mağdurun uğradığı zararın boyutu, kamu işlemlerinde güvenilirliğin sekteye uğraması, mağdurun dosyaya yansıdığı haliyle mağduriyetinin suçtan önceki hale gelmediği veya suçtan önceki hale gelmiş olsa bile buna ilişkin dosyada bir belgenin bulunmadığı, mağdurun yaşı dikkate alındığında yaşadığı mağduriyetin boyutu da dikkate alınarak…” şeklindeki yasal olmayan yetersiz gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kabule göre de;
Uygulama maddesi olarak hüküm fıkrasında 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası yerine 252 nci maddesinin ikinci fıkrasının gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkra hükmüne muhalefet edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin 5 inci fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Zile Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2014/278 Esas, 2015/95 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.01.2023 tarihinde karar verildi.