Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2021/9565 E. 2023/347 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9565
KARAR NO : 2023/347
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Görevi Kötüye Kullanma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Temyiz incelemesi yapılan bu dosya ile Dairemizin 2021/6125 Esasına kayıtlı dosya arasında suç ve sanıklar yönünden fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu görülerek her iki dosyanın birlikte yapılan incelenmesinde;
Sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin; karar tarihi itibarıyla Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6723 sayılı Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereğince sanıkların hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesine uygun olarak temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı, aynı Kanun’un 317 nci maddesini istinaden temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ön incelemede tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Çay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.04.2014 tarih, 2013/365 Soruşturma, 2014/184 Esas ve 2014/192 sayılı İddianamesiyle sanıklar … ve … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ile 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

Çay Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda 03.02.2015 tarihli ve 2014/509 Esas, 2015/68 sayılı Kararı ile görevi kötüye kullanma suçundan sanıkların 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5’er ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, tayin olunan cezaların aynı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 150’şer gün adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezalarının ise 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3000’er TL adli para cezaları ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Her iki sanığın temyiz sebebi; suçun sübutu için somut ve inandırıcı delil bulunmadığına, yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Kamu davasına konu iddianame ile; suç tarihinde Karamıkkaracaören Belediye Başkanı olan sanık … ile aynı belediyede muhasebe görevlisi olarak çalışan sanık …’in, otobüs biletleri karşılığı akaryakıt alımlarında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun (4734 sayılı Kanun) 22 nci maddesinin (d) bendinde düzenlenen doğrudan temin usulüne göre belirlenen limit miktarına ve yasal prosedüre uygun olarak hareket etmedikleri, sanık …’ın 2012 ve 2013 yıllarının ikinci altı aylık dönemlerinde belediyede çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerini işveren olarak belgeleyemediği, 4857 sayılı İş Kanunu’na (4857 sayılı Kanun) aykırı olarak sigortasız işçi çalıştırdığı, bu suretle sanıkların belediyenin zararına ve üçüncü kişilerin haksız menfaat sağlamalarına neden oldukları, açıklanan şekilde görevlerini kötüye kullandıkları iddia edilmiştir.
Mahkemece; Belediye Başkanı ve Muhasebe görevlisi olarak çalışan sanıkların, otobüs biletleri karşılığı akaryakıt alımlarında 4734 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin (d) bendinde düzenlenen doğrudan temin usulüne göre belirlenen limit miktarına ve yasal prosedüre uygun olarak hareket etmedikleri, sanık …’ın 2012 ve 2013 yıllarının ikinci altı aylık dönemlerinde belediyede çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerini belgeleyemediği ve bu suretle 4857 sayılı Kanun’a aykırı olarak sigortasız işçi çalıştırdığı, alınan bilirkişi raporuna göre sanıkların 4734 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinin (g) fıkrasına aykırı işlem yaptıkları, belediye otobüslerindeki bilet satışı gelirlerini tahsilat makbuzları ile yasal defterlere gelir olarak kaydetmeleri gerekirken bilet satışı gelirlerini doğrudan doğruya akaryakıt alımında kullandıkları, dolayısıyla bilet satışları nedeniyle belediye gelirlerinin tespitinin mümkün olmadığı, açıklanan şekildeki ihmali davranışları ile görevlerini kötüye kullandıkları kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Açılan kamu davası nedeniyle mahkemece yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, kovuşturma sonucu mahkemede oluşan kanaat ve takdire göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir, ancak;
UYAP’ta yapılan incelemede; sanıklar hakkında aynı suç nedeniyle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/488 Esas sırasında kayıtlı dosyada yapılan yargılama sonucu verilen mahkumiyet kararının Dairemizin 2021/6125 Esas sırasına kayıtlı olup aynı gün yapılan temyiz incelemesinde bu dosya yönünden de bozma kararı verildiği, her iki davanın suç ve iddianame tarihleri incelendiğinde eylemler arasında hukuki kesinti oluşmadığının görülmesi karşısında, davaların birlikte görülerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılan sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması,
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin 6 ncı fıkrasında zararın ödenmesi koşulu öngörülmüş ise de bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliği veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada giderilmesi gereken maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde düzenlenen “giderilmesi gereken zarar” kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu, manevi zararların bu kapsamda bulunmadığı nazara alınarak, sanıkların savunmalarında meydana gelen zararı gidermek istediklerini beyan etmelerine rağmen meydana gelen zararın ne olduğu somut bir şekilde açıklanmadan, “Eylem nedeniyle oluşan maddi zarar giderilmemiş olduğundan” biçimindeki yasal olmayan gerekçe ve tutanaklara yansımış olumsuz halleri bulunmayan ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince takdiri indirim uygulanan sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemek üzere hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çay Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2015 tarihli ve 2014/509 Esas, 2015/68 sayılı Kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.