YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9640
KARAR NO : 2023/722
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.04.2014 tarihli ve 2014/13991 Esas, 2014/34214 Soruşturma, 2014/662 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
… 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2015 tarihli ve 2014/203 Esas, 2015/64 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca neticeten 1.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; aralarında oluşan husumet nedeniyle duruşma savcısının dosyadan çekilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, davacı katılan harcı yatırmadığı için dosyanın işlemden kaldırıldığına, bu nedenle görevi savsaklamasının söz konusu olmadığına, katılanın oğlu olan tanığın beyanına itibarla hüküm kurulamayacağına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanması gerektiğine, ihmali davranış içeren suçlarda 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmayacağına ilişkindir.
III.OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde avukat olarak görev yapan sanığın, davacı şikayetçi vekili sıfatıyla … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/313 Esas sayılı davasını takip etmek üzere vekalet ücreti ile masraflar karşılığında müvekkilinden 2010 yılı içerisinde 17.000,00 TL aldığı halde, bahse konu davanın 24.12.2010 tarihli duruşmasında, davacı tarafa 12.609,45 TL depo etmesi için 10 günlük süre verilmesine rağmen parayı yatırmadığından mahkemece 23.02.2010 tarihli duruşmada harç bedelinin tamamlanmamasından dolayı dava devam edemeyeceğinden bahisle 1086 sayılı Kanun’un 409 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına, üç ay içinde de yenileme talebinde bulunmayıp aynı Kanun’un 409 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca 24.05.2011 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına dair kararın verilmesine sebebiyet verdiğinden bahisle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.
Mahkemece; iddia, katılan ve tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamına nazaran, sanığın, kendisinin para almadığını ve harç bedelini yatırma sorumluluğunun katılan tarafa ait olduğunu savunmasına karşın tanığın parayı sanığın istemi üzerine katılanla birlikte sanığa teslim ettiklerini beyan etmesi karşısında savunmasına itibar edilmemiş ve müsnet suçu işlediği kabul edilerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV.GEREKÇE
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince yasaklama kararına ilişkin sürenin, tayin olunan cezanın yarısından az olamayacağı gözetilmeden, 38 gün yerine 1 ay 7 gün olarak eksik tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2015 tarihli ve 2014/203 Esas, 2015/64 sayılı Kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.