YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9839
KARAR NO : 2023/11864
KARAR TARİHİ : 04.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/328 Esas, 2016/32 Karar
SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma (4 kez)
HÜKÜMLER : Açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanması suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet (4 kez)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2014/328 Esas, 2016/32 sayılı Kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanığın yokluğunda kurulan hükmün, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle muhatabın bilinen en son adresine tebligat çıkarılması, iade edilmesi durumunda tebligatın MERNİS adresine yapılması gerektiği gözetilmeden, sanığın 16.11.2012 tarihli duruşmada bildirdiği bilinen son adresine tebligat yapılmaksızın doğrudan mernis adresine mernis şerhli olarak 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği anlaşılmakla; tebligatın hukuken geçersiz ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan (4 kez) kurulan mahkûmiyet hükümlerinin; hüküm tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ve esasın incelenmesi gerektiği tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Çumra Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.06.2012 tarihli ve 2012/358 Soruşturma, 2012/419 Esas, 2012/200 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 kez cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Çumra (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 03.05.2013 tarihli ve 2012/224 Esas, 2013/237 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 4 kez olmak üzere 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu kararın 06.06.2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğine ilişkin Konya (Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.03.2014 tarihli ve 2013/1143 Esas sayılı ihbar yazısı üzerine sanık hakkındaki dava dosyasının yeniden ele alındığı anlaşılmıştır.
3.Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2014/328 Esas, 2016/32 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 4 kez olmak üzere 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
4.Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2016 tarihli ve 2014/328 Esas, 2016/32 sayılı ek Kararı ile sanığın eski hale getirme talebinin değerlendirilmesi için dosyanın Yargıtay ilgili Ceza Dairesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, karar duruşmasına katılmadığına, 18.03.2016 tarihinde kararı öğrendiğine ve temyiz etmek istediğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A.Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
B.Dosya kapsamına göre son suç tarihinin 12.02.2009 olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar durma süreleri nazara alındığında dahi 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2016 tarihli ve 2014/328 Esas, 2016/32 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2023 tarihinde karar verildi.