Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2022/10125 E. 2022/15125 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10125
KARAR NO : 2022/15125
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : a) Sanıklar …, … ve … hakkında zincirleme nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede zincirleme sahtecilik suçlarından mahkumiyet,
b) Sanıklar … ve … hakkında zincirleme nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede zincirleme sahtecilik suçlarından beraat,
c) Sanıklar …, …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından beraat.

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyizinin beraat hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek ve Dairemizin 2021/615, 2018/9332, 2018/9516 ve 2018/9524 Esas sırasına kayıtlı dosyalar ile bu dosya arasında bir kısım sanıklar ve eylemleri yönünden fiili ve hukuki bağlantı olduğundan birlikte ele alınarak yapılan incelemede;
Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmediği gibi O yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazları da yerinde görülmediğinden reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklardan …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Türk Telekom A.Ş. Güney-1 Bölge Müdürlüğü tarafından 07/11/2012 tarihinde gerçekleştirilen kalorifer yakıtı alım işini üstlenen … Petrol isimli yüklenici firmanın yetkilisi olan sanıklar …, … ve … tarafından yapılan üç ayrı teslimatta sahte kantar fişleri düzenlenerek yakıtın eksik teslim edilmesine rağmen sözleşmelerde ve yüklenici firma tarafından düzenlenen faturalarda belirtilen miktarlarda teslim edilmiş gibi gösterilmek suretiyle Türk Telekom A.Ş’nin zarara uğratıldığı iddialarıyla açılan kamu davalarında sanıklar hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de; kuruma teslim edilen yakıt miktarına ilişkin olarak teslimatla alakalı kuruma ibraz edilen evrak içerisinde yer alan kantar fişleriyle tartım işlemlerinin yapıldığı … isimli kantar şirketinden temin edilen kantar fişleri arasında çelişki bulunduğu, bununla birlikte, dosya kapsamında bulunan faturalar ile teslimata ilişkin diğer evrak incelendiğinde yakıtın eksiksiz olarak teslim edildiği, suç tarihleri itibarıyla ısınma problemi yaşandığına ve ek yakıt alımı yapıldığına ilişkin de herhangi bir tespitin bulunmadığı, keza kantar fişlerinin temin edildiği kantar sistemiyle alakalı alınan bilirkişi raporlarında; sistemden verilerin dış ortama kopyalanabildiği, dış ortamdan verilerin de sisteme aktarılabildiği, bunun sonucunda alınan verilerin değiştirilebildiği, bu nedenle de güvenli olmadığı, sistemin eski tarihli kayıt üretebilmeye ya da bir kaydın yerine yeniden düzenlemeye, yeni kayıt oluşturmaya olanaklı olduğu, herhangi bir yük tartılmadan bile bu tür sistemlerde kantar fişi düzenlemenin olanaklı olduğu, verilerin korunmasına ilişkin özel önlem bulunmadığı hususlarının tespit edildiği, bu doğrultuda Sefalılar isimli kantar şirketinden temin edilen kantar fişlerinin başlı başına hükme esas alınamayacağı,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir”.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ve kuşkudan sanıkların yararlanacağı nazara alınarak beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Tekerrüre esas sabıka kaydı bulunmayan sanık … hakkında TCK’nın 58. maddesinin uygulanması,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanıklar …, … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 28/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.