Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2022/10292 E. 2023/9794 K. 12.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10292
KARAR NO : 2023/9794
KARAR TARİHİ : 12.10.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2011/128 Esas, 2015/280 Karar
SUÇLAR : Görevi kötüye kullanma, zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, denetim görevinin ihmali
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2011/128 Esas, 2015/280 sayılı Kararının suçtan zarar gören ve katılan vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanık … hakkında kurulan hükmün Hazine vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesine göre sanıklara isnat edilen görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve denetim görevinin ihmali suçlarından doğrudan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı bulunmayan Hazinenin bu suçlar yönünden kamu davasına katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılan Hazine vekilinin sanıklardan … hakkında zimmet suçundan, katılan … Köyü tüzel kişiliği vekilinin ise sanıklar hakkında verilen tüm hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2011 tarihli ve 2009/1533 Soruşturma, 2011/711 Esas, 2011/65 numaralı İddianamesiyle sanıklardan …, …, … ve … hakkında denetim görevinin ihmali ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 251 inci ve 257 nci maddelerinin ikinci fıkraları, … hakkında icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve zimmet suçlarından 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve aynı maddenin ikinci fıkrası (2 kez), 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası (3 kez), 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları (3 kez) uyarınca cezalandırılmaları ve haklarında aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. Burdur Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.10.2010 tarihli ve 2010/1198 Soruşturma, 2010/1518 Esas, 2010/540 numaralı İddianamesiyle sanık … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
C. Burdur Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.07.2011 tarihli ve 2010/658 Esas, 2011/533 sayılı Kararı ile 25.10.2010 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında görevsizlik kararı verilerek, dosya Burdur Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
Ç. Burdur (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 29.11.2012 tarihli ve 2011/526 Esas, 2012/1359 sayılı Kararı ile 25.10.2010 tarihli iddianame ile açılan kamu davasının Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/128 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın 2011/128 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
D. Temyiz incelemesine konu karar ile yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığından bahisle beraat kararları verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan … Köyü tüzel kişiliği vekilinin temyiz sebepleri, Sayıştay emekli uzman denetçilerinin raporlarına yönelik itirazlarının kabul edilmediğine, raporda karar verilebilmesi için gerekli olduğu belirtilen eksikliklerin giderilmediğine, sanıkların resmi belgelerde tahrifat yaptıklarının Adli Tıp raporu ile sabit olduğuna, sanıklar aleyhine mevcut delillere rağmen beraat hükümleri kurulmasının yerinde olmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
Katılan Hazine vekilinin temyiz sebepleri, kamu davasına katılmalarına karar verilmesi gerektiğine, sanıkların yüklenen suçları işlediklerinin sabit olduğuna, olayın oluş şekli, sanık savunmaları ve tanık beyanları göz önüne alındığında suçun gerçekleşmediğinin kabul edilemeyeceğine ve sair hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Ana dosya kapsamında; 2004 ve 2009 yılları arasında … Köyü muhtarı olarak görev yapan sanık …’in, görev yaptığı dönem içerisinde değişik zamanlarda bir kısım sahte içerikli köy masraf senedi düzenleyip harcama yapmış gibi göstererek köy tüzel kişiliğine ait paraları zimmetine geçirdiği, bu kapsamda 18.11.2005 tarihli … ve … adına “köy merası aşağı öz ark açma” işi için 500 TL’lik, yine aynı kapsamlı Şevket ve … adına 30.09.2006 tarihli ve 500 TL’lik köy masraf senedini sahte olarak düzenlediği, … ve …’nın tanık olarak alınan beyanlarında, belirtilen işi yapmadıkları ve karşılığında muhtardan para almadıklarını, düzenlenen belgeyi imzalamadıklarını beyan ettikleri, 26.06.2008 tarihli … adına “kanalizasyonda işçilik” işi için 2.500 TL’lik köy masraf senedinin sahte olarak düzenlediği, …’un tanık olarak alınan beyanında, … Köyü için kanalizasyon çalışmasında işçi olarak çalıştığını, bunun karşılığında en fazla 1.000 TL para aldığını ayrıca bu işlerle ilgilenen köylü …’in kendisine parayı ödediğini, bir dönem kanalizasyon çalışmasından dolayı köylüden parayı bu şahsın toplayarak kendisine ödeme yaptığını, muhtar …’den para almayıp onun düzenlediği belgeyi imzalamadığını belirttiği, 29.06.2008 tarihli … adına “kanalizasyon ve muhtelif işçilik” işi olarak 3.500 TL’lik köy masraf senedini sahte olarak düzenlediği, …’in tanık olarak alınan beyanında, … Köyü için kanalizasyon çalışmasında işçi olarak çalıştığını, bunun karşılığında en fazla 900 TL para aldığını ayrıca bu işlerle ilgilenen köylü …’in kendisine parayı ödediğini, bir dönem kanalizasyon çalışması nedeniyle köylüden parayı bu şahsın toplayarak kendisine ödeme yaptığını, muhtar …’den para almadığını, olay döneminde belge imzaladığını fakat hangi belgeyi imzaladığını hatırlamadığını ifade ettiği, 30.06.2006 tarihli … adına “köy kahvehanesinde muhtelif işleri” işi olarak 1.200 TL’lik köy masraf senedinin, başta 200 TL’lik gerçeğe uygun olarak düzenlense de daha sonra rakam ve yazı kısımlarının önüne “1” ve “bin” ibarelerinin eklenerek 1.200 TL olarak düzenlenmiş şekle çevrildiği, …’ün tanık olarak alınan beyanında, köy için çocuk parkında karo döşeme işi yaptığını, karşılığında 200 TL aldığını daha sonra yine başka bir inşaat işi için 250 TL aldığını, bunlar için köy senedi düzenlendiğini ve altındaki imzaların kendisine ait olduğunu belirtmiş ise de 1.200 TL’lik köy masraf senedinin doğru olmadığını, bu iş karşılığında sadece 200 TL aldığını belgenin değiştirildiğini beyan ettiği, köy masraf senetleri incelendiğinde, rakam kısmı değiştirilerek sahtecilik yapılmış 30.06.2006 tarihli köy masraf senedi yanında 03.12.2007 tarihli ve 250 TL’lik bu tanık adına düzenlenmiş köy masraf senedi olduğunun tespit edildiği ve tanığın beyanlarının doğrulandığı, … adına … Köyü adına yaptığı değişik işler karşılığında 20.01.2006 tarihli ve 800 TL’lik, 12.02.2006 tarihli ve 1.170 TL’lik, 30.08.2006 tarihli ve 2.800 TL’lik, 01.07.2007 tarihli ve 3.500 TL’lik, 07.07.2008 tarihli ve 2.500 TL’lik, 01.01.2009 tarihli ve 2.500 TL’lik köy masraf senetlerinin düzenlendiği ancak …’un tanık olarak alınan beyanında, … Köyü için kanalizasyon, içme suyu borusu, boru değişimi, hafriyat, su arığı açılması gibi değişik işlerde birden çok kez çalıştığını, toplam aldığı paranın 6.500 TL’den fazla olamayacağını, köy masraf senetlerinin bir kısmının doğru olmadığını beyan ettiği gibi incelenen köy masraf senetleri altında … ismi yanındaki imzaların her masraf senedinde değişik olup birbirine benzemediğinin görüldüğü, tanık … adına düzenlenmiş toplam 13.270 TL’lik köy masraf senedi bulunmasına rağmen tanığın beyanı değerlendirildiğinde bunlardan 6.770 TL’lik kısmın sahte olarak düzenlendiğinin tespit edildiği, bu itibarla sanığın toplam 12.870 TL’yi sahte ödeme belgeleri düzenleyerek değişik yıllarda ve suç kastını yenilemek suretiyle uzun bir dönem içerisinde 2005-2006-2008 yıllarında birden çok zimmet suçunu işlediği ve bu kapsamda soruşturma sırasında köy hesabına 16.05.2011 tarihinde 4.300 TL ödeme yaparak kısmen zararı giderdiği iddiasıyla zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Birleşen dosya kapsamında; …’ın koruma bekçisi olarak görevlendirilmesine dair ihtiyar heyeti tarafından karar alınmamasına rağmen adı geçene 4.200 TL ücret ödendiği, sanık …’in bu suretle köy tüzel kişiliğini zarara uğratarak görevini kötüye kullandığı iddiasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkemece; köy muhtarlığı tarafından düzenlenen on üç adet senedin sahte olup olmadığının tespit edilemediğinin anlaşıldığı, sanığın üzerinde köye ait herhangi bir para tuttuğunun tespit edilemediği, üzerine atılı suçları işlediği hususunda her türlü şüpheden uzak kesin, somut ve inandırıcı delillere rastlanmadığı, atılı suçların işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince sanığın yüklenen suçlardan beraatine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında ana dosya kapsamındaki icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve birleşen dosya kapsamındaki “Meclis kararı almadan özel aracını köy işlerinde kullanıp bu araca ait akaryakıt giderlerini köy bütçesinden ödetme, Burdur İl Özel İdaresince verilen malzeme yardımlarını farklı yerlerde kullanma ile kanalizasyon inşaatında kullanılmak üzere toplanan paralara ilişkin kayıtları düzenli tutmama” isnatları yönünden icrai ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, sanıklar …, … ve … hakkında ise ana dosya kapsamındaki tüm isnatlar yönünden denetim görevinin ihmali ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 257 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca belirlenecek cezaların üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 12.10.2011 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Sanıklardan … hakkında ana dosya kapsamındaki zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği isnatları ile birleşen dosya kapsamındaki “yakını olan …’a yaptığı ödemelere” ilişkin isnat yönünden icrai davranışla görevi kötüye kullanma, … hakkında ana dosya kapsamında denetim görevinin ihmali ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Suç tarihlerinde … Köyü muhtarı olarak görev yapan sanık … hakkında ana dosya kapsamında sahte köy masraf senedi düzenlemek suretiyle zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarını, birleşen dosya kapsamında ise köye ait işlerde çalışmadığı halde yakını olan …’a çalışmış gibi ödeme yapmak suretiyle icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddialarıyla kamu davaları açıldığı; sübutu halinde birleşen dosya kapsamındaki isnadın da zimmet suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, her bir isnat yönünden detaylı inceleme içermeyen ve suç dönemine ilişkin tüm gelir ve giderleri karşılaştırmak suretiyle sanık uhdesinde kalan köy parası bulunup bulunmadığını tespit etmeyen 04.03.2015 havale tarihli bilirkişi heyet raporu ile tarihsiz ek raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, 02.12.2014 ve 26.05.2014 havale tarihli adli tıp raporlarından, inceleme konusu yapılan köy masraf senetlerinin numaralandırılması nedeniyle hangi senede ilişkin inceleme yapıldığının anlaşılamadığı nazara alınarak; 02.12.2014 ve 26.05.2014 havale tarihli adli tıp raporlarındaki numaralandırmalara esas evrakın temini, yeni muhtar tarafından sanığın evrakı teslim etmeden önce gerçeğe aykırı harcama belgeleri temin ettiğinin iddia edilmesi ve 16.04.2010 tarihli ön inceleme raporunda seçime bir ay kala gösterilen harcamaların hayali olduğu, karşılığında düzenlenen herhangi bir fatura ve sevk irsaliyesinin bulunmadığının belirtilmesi nedeniyle dayanak belgesi olmaksızın yapılan gider kaydı olup olmadığının tespiti, özellikle sanığın görev döneminin sonuna yakın zamanda temin etmiş olduğu gider belgelerinin gerçekliğinin araştırılması, sanık tarafından yapıldığı belirtilen işlerin yapılıp yapılmadığı ve kullanılan malzeme miktarının, il özel idaresinden temin edilen malzeme yardımları gözetilmek suretiyle köy bütçesinden yapılan harcamaların tespiti için mahallinde uzman bilirkişiler ve köy halkından yapılan işlere ilişkin bilgi ve görgü sahibi olan kişiler tanık olarak refakate alınarak keşif yapılıp rapor alınması, sanığın yakını olan …’a yaptığı ödemeler hakkında bu şahsın ödemelere esas işleri yapıp yapmadığının belirlenmesi, sanığın görev yaptığı dönemi belirler nitelikte görev belgesinin temini ile bu döneme ilişkin köyün tüm defter ve belgelerinin de getirtilmesi sonrasında, dosyanın bütün ekleriyle birlikte Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek her bir isnat yönünden detaylı inceleme yapmak ve suç dönemine ilişkin, kayıt dışı bırakılanlar dahil tüm giderler ile toplanan gelirleri karşılaştırmak suretiyle sanığın uhdesinde köye ait para bulunup bulunmadığını tespit eder nitelikte ayrıntılı rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanık … hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden alınan soruşturma izninde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği filleri yönünden izin verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı gözetilerek, bu suç yönünden soruşturma izni alınması, izin verilmesi halinde belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu da gözetilerek, suça konu belge asılları celp edilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde onaylı suretlerinin dosya içine konulması ve iğfal kabiliyetinin ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi, sanığın uhdesinde kalan köy parası bulunmaması halinde sahtecilik eylemlerinin faydasız sahtecilik niteliğinde olup olmadığı hususu üzerinde durulması suretiyle hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanık …’in hükümden sonra 24.02.2019 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 64 ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
İmza ve yazı incelemesine esas olmak üzere çeşitli kurumlardan temin edilen belge asıllarının inceleme sonrasında ilgili kurumlara iadesine karar verilmesi gerekirken dosya arasında muhafaza edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Hazine vekilinin sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve denetim görevinin ihmali suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2011/128 Esas, 2015/280 sayılı Kararına yönelik katılan … Köyü tüzel kişiliği vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar haklarındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
C. Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2015 tarihli ve 2011/128 Esas, 2015/280 sayılı Kararına yönelik, ana dosya bakımından her iki katılanın vekillerinin, birleşen dosya yönünden ise katılan … Köyü tüzel kişiliği vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanıklardan … hakkındaki isnatlar ve … hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği isnadı yönünden esası incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.10.2023 tarihinde karar verildi.