YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/2871
KARAR NO : 2023/7861
KARAR TARİHİ : 03.07.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/417 Esas, 2021/353 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Eylemin basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan ve suçtan zarar gören vekilleri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/417 Esas, 2021/353 sayılı Kararının sanık, katılan ve suçtan zarar gören vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Tayin olunan cezanın miktarına nazaran sanığın yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.06.2012 tarihli ve 2012/11559 Soruşturma, 2012/3801 Esas ve 2012/286 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilmesi talep edilmiştir.
2.Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.10.2012 tarihli ve 2012/2196 Esas, 2012/391 sayılı Kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan aynı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca yargılamasının yapılması ve delillerin takdiri için 1136 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesine göre son soruşturmanın Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilmiştir.
3.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2014 tarihli ve 2012/396 Esas, 2014/202 sayılı Kararı ile sanık hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 62 nci maddesi gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
4.Sanığın temyizi üzerine hükmün Dairemizin 21.09.2020 tarihli ve 2017/352 Esas, 2020/12313 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
5.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/417 Esas, 2021/353 sayılı Kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılanlar … ve Hazine vekillerinin temyiz sebepleri; zimmet eyleminin nitelikli ve ceza miktarının az olduğuna ilişkindir.
2.Sanığın temyiz sebepleri; eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2009/13047 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü ilamlı takip sırasında 08.06.2010 tarihli reddiyat makbuzu ile 47.775,10 Türk lirası ve 28.06.2010 tarihli reddiyat makbuzu ile de 9.455,40 Türk lirası olmak üzere toplam 57.230,50 Türk lirası tahsil ettiği halde, müvekkilli katılana vermeyerek uhdesinde tuttuğu ve bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle hakkında açılan kamu davasında, Mahkemece; sanığın eyleminin basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, söz konusu malın teslim edilmesinin sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 35 inci maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254 üncü maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253 üncü maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/417 Esas, 2021/353 sayılı Kararına yönelik sanığın ve katılanlar vekillerinin temyiz istekleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, sanığın aleyhe temyiz bulunmayan 21.05.2014 tarihli ilk hükümdeki kazanılmış hakkı saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2023 tarihinde karar verildi.
…