YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4771
KARAR NO : 2023/12047
KARAR TARİHİ : 11.12.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/803 Esas, 2021/913 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Sanıklardan … hakkında mahkumiyet, … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, onama
Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli ve 2020/803 Esas, 2021/913 sayılı Kararının sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanıklardan … hakkında tefecilik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak adı geçen sanık müdafiinin talebine ilişkin olarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.03.2014 tarihli ve 2014/28132 Soruşturma, 2014/9993 Esas, 2014/3946 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında suçtan zarar gören Zeki’ye yönelik eylemlerinden dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası gereği cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2014 tarihli ve 2014/194 Esas, 2014/643 sayılı Kararı ile; sanıklar … ve … hakkında suçtan zarar gören …’a yönelik eylemlerinden dolayı tefecilik suçundan beraatlerine hükmolunmuştur.
3.Katılan … vekilinin temyizi üzerine beraat hükümlerinin Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2020/2806 Esas, 2020/2294 sayılı Kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli ve 2020/803 Esas, 2021/913 sayılı Kararı ile suçtan zarar gören …’a yönelik eyleminden dolayı sanık …’ün tefecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 4 tam gün karşılığı 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 51 inci maddesi gereği verilen hapis cezasının ertelenmesine, denetim süresi belirlenmesine ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna, sanık … hakkında ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanıklar müdafiinin temyiz sebepleri, suçun unsurlarının oluşmadığına, zamanaşımının dolduğuna, mükerrer davadan dolayı ceza verilemeyeceğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık … ile suçtan zarar gören Zeki arasında yıllardır tanışıklık sebebiyle para alışverişi olduğuna ve resen gözetilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık … hakkında suçtan zarar gören …’a yönelik tefecilik suçundan kamu davası açılmış, Mahkemece; adı geçenin beyanları, bu şahıs tarafından … adına düzenlenen 22.05.2012 düzenleme tarihli senet örneği, suçtan zarar gören aleyhine yapılan icra takip dosyasına ait belgeler ve tüm dosya kapsamına göre, 22.05.2012 tarihinde …’ın ihtiyacı nedeniyle sanık …’dan 5.000 TL ödünç para alıp karşılığında 8.000 TL’lik senet imzalayarak verdiği, Zeki’nin borcunu ödeyememesi
üzerine aleyhine icra takibi başlattığı, bu şekilde …’a yönelik tefecilik suçunu işlediğinden bahisle sanık … hakkında atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 241 inci maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu nazara alınarak; bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği kabul edilen eylemler bölünerek 22.05.2012 tarihinden önceki eylemler yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararları verilemeyeceğinin gözetilmemesi ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 72 nci maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilmeden, temyize konu bu dosyadaki suç tarihinin anılan düzenlemenin yürürlük tarihinden önce olmasına göre, sanık … hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde belirtilen diğer koşullar yönünden denetime imkan verecek şekilde değerlendirme yapılması gerekirken, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden bahisle hatalı olarak 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de; tüm dosya kapsamına nazaran zincirleme tefecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 241, 43 ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca en lehe uygulama halinde dahi 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, aleyhe temyiz bulunmadığı için düşürülme hükümleri yönünden eleştiri konusu yapılan hatalı uygulama nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilirlik sınırına giren 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04.03.2008 tarihli ve 2008/6-47 Esas, 2008/43 sayılı Kararında da vurgulandığı gibi yanılgılı uygulama nedeniyle bir kez daha atıfet sağlanamayacağından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hususu bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık … tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın eleştiri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanıklardan … hakkında tefecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik sanık müdafiinin temyiz talebinin 5271 sayılı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak itiraz olarak kabulüyle merciince incelenmesi için dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık … müdafiinin Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli ve 2020/803 Esas, 2021/913 sayılı Kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.12.2023 tarihinde karar verildi.