Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2022/8178 E. 2023/10818 K. 07.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8178
KARAR NO : 2023/10818
KARAR TARİHİ : 07.11.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/431 Esas, 2021/21 Karar
SUÇ : Zimmet
HÜKÜMLER : Sanıklardan …, …, …, … ve … haklarında düşme, …, … ve … haklarında zincirleme basit zimmet suçundan mahkûmiyet, … ve … haklarında zincirleme basit zimmete yardım etme suçundan mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2015/431 Esas, 2021/21 sayılı Kararının sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafileri ile katılanlar … ve … vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, kooperatif yönetim kurulu başkanı olup davaya kooperatif adına katılan ancak hükümleri kendi adına temyiz ettiği anlaşılan …’ın temyiz yetkisinin bulunmadığı kabul edilmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasında, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 253 üncü maddesinin altıncı fıkrasına paralel bir şekilde “Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği” hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de “fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği”nin belirtilmesine, Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında “Zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği” görüşünün benimsenmesine, Ceza Genel Kurulunun, 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından resen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre; eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece resen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, zimmet suçundan verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı sanık … müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca ve dilekçelerinin içeriğine göre temyiz edenlerden sanıklar …, …, …, … ve … müdafiilerinin adı geçen sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan … vekilinin tüm hükümlere, sanık … müdafiinin vekalet ücretine yönelik hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince katılan … vekili ile sanık … müdafii haricindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.04.2009 tarihli ve 2009/16526 Esas, 2007/90475 Soruşturma, 2009/666 numaralı İddianamesiyle sanıklardan …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan, 1163 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin son fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi, …, …, … ve … hakkında zincirleme zimmet suçundan, 1163 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin son fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 247 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

B. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2012 tarihli ve 2009/164 Esas, 2012/85 sayılı Kararı ile sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında zincirleme zimmet suçundan, 1163 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin son fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi delaletiyle 247 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına, sanıklar …, … ve … hakkında 1163 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin son fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
C. Bahse konu kararların sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 15.09.2015 tarihli ve 2014/1388 Esas, 2015/14233 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında eksik inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulması, kabule göre de; sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmaması, sanıklar … ve …’in azmettiren ve yardım eden olarak sorumlu tutulabileceği gözetilmeden 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, sanıklar …, … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmesi ile yönetim kurulu üyesi olan sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2001-2006 yılları arası olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığına 01.06.2006 olarak yazılması, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.

Ç. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2015/431 Esas, 2021/21 sayılı Kararı ile sanıklar …, … ve … hakkında zincirleme zimmet suçundan, 1163 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin son fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 247 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ancak 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği kazanılmış hakları gözetilerek tayin olunan cezalarının 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası olarak infazına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına, sanıklar … ve … hakkında zincirleme zimmete yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi atfıyla 39 uncu maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına, sanıklar …, …, …, … ve … hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan … vekilinin temyiz istemi; sanıklar …, …, …, … ve … hakkındaki zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve tüm sanıkların üst hadden cezalandırılmaları gerektiğine,
B. Katılan … vekilinin temyiz istemi; sanıklar …, …, …, … ve … hakkındaki zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, …, …, …, … ve … hakkındaki mahkumiyet kararları yönünden eylemlerin nitelikli zimmet kapsamında kaldığı gözetilmeden basit zimmet suçundan hüküm kurulmasının ve zincirleme suç nedeniyle artırımın alt sınırdan yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
C. Sanık … müdafiinin temyiz istemi; eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporunun bozma ilamını karşılamadığına ve hükme esas alınamayacağına, bilirkişi raporundaki kooperatifin Altın Bahadırlar şirketine borcu olmadığı yönündeki tespitin doğru olmadığına, icra dosyaları incelenseydi kooperatifin şirkete borcu olduğunun anlaşılacağına, kontrolör raporunda da bu hususun belirtildiğine, icra takiplerinin dikkate alınmadığına, sanık göreve gelmeden önce kooperatif aleyhine birçok icra takibinin bulunduğuna, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine,
Ç. Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz istemi; yetersiz ve isabetsiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğine, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine, fatura bedelleri ödenmediğinden ve verilen senetler de ödenmeyip iade edildiğinden kooperatif aleyhine çok sayıda icra takibi yapıldığına, halen kooperatifin borcunun olduğuna ve borçlarını ödememek için bu şekilde isnatta bulunduklarına, cari hesap ilişkisine rağmen firmaya verilen ancak ödenmediğinden icraya konulan bonolar ödenmiş gibi hesaplama yapıldığına, taraflar arasında çok sayıda icra dosyası olduğuna ve anılan senetler ödenmediğinden yeni bir protokol yapılarak alacak ilişkisinin yeni bir ödeme planına bağlandığına, bilirkişilerce icra dosyaları incelenmeksizin hatalı değerlendirme yapıldığına, şirketle kooperatif arasında halen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1435 Esas sayılı dosyasında menfi tespit davasının görüldüğüne, bu dosyadaki bilirkişi raporlarına göre firmanın alacaklı olduğuna, Ticaret Mahkemesinin borca ilişkin tespitleri beklenmeden hüküm tesis edildiğine, sanık …’in firmanın yetkilisi olmadığına sadece ortak olan sanık hakkında ceza tayin edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
D. Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz istemi; bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğine, bozma sonrasında temini mümkün olmayan kooperatif defter ve kayıtları gibi önemli delillerin kooperatif tarafından kaybedilmiş olması veya ibrazından imtina edilmesinin, suçun sübutuna etkisi nazara alınmadan, icra dosyaları, vergi dairesi kayıtları ile yüklenici firmanın defter ve kayıtları üzerinde bozma ilamında belirtildiği şekilde değerlendirme yapılmadan eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğine, bozma ilamındaki hususlar ikmal edilmeden bilirkişi raporu düzenlendiğine, bilirkişi raporunun bozma öncesi dosya kapsamına göre hazırlandığına, bozma kararının aksine eksik inceleme ile düzenlenen, hatalı değerlendirmeleri içeren bilirkişi raporuna dayanılarak mahkumiyet hükmü tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, kooperatifin borcuna karşılık 2 adet bağımsız bölümün şirkete devrinin hukuka aykırı olmadığına, teşdit gerekçesinin açıklanmadığına, belgesiz harcamalar yönünden para işlerini başkan …’in yaptığına, iki adet dairenin zimmete geçirilmesi hususunda sanıklar göreve geldiklerinde kooperatifin borçlu ve mallarının hacizli olup, söz konusu borcun sanıkların görev dönemlerinden önceki işlere ilişkin olduğuna, sanıklar göreve geldiklerinde mevcut borçları eritmek amacıyla gayret gösterdiklerine, kişisel olarak da borçlandıklarına, maaşlarına haciz konulduğuna, sanıkların firma yetkilileri ile birlikte hareket ederek zimmetlerine para geçirdiklerinin kabul edilemeyeceğine, 16.10.2005 tarihli Genel Kurulda borçların ödenmesi ve dairelerin satılması hususunda yetki verildiğine, bunun üzerine dairelerin devredildiğine, hazırlık aşamasındaki bilirkişi ve kontrolör raporları ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/354 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, firma ile yapılan bu anlaşmalar ve yapılan ödemelerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde firmaya daha önce verilen senetlerin icra takibinden dolayı oluşan borcun kapatılması ve bu itibarla kooperatifin taşınmazları üzerinde bulunan hacizlerin kaldırılması amacı ile yapıldığının keza bu ödemelerin icra takiplerinden dolayı oluşan borçtan eş zamanlı olarak mahsup edileceğinin de vurgulandığına, Genel Kurul tarafından onay verilen tarihten sonra Yönetim Kurulu dağıldığından işlem yapılamadığına ancak eş zamanlı olarak borçtan düşüleceğinden bir zarar doğmayacağının belirlendiğine, yapılan satışlar neticesi firma sahibi sanıkların kabul ve ikrarlarına göre kooperatif borçlarının da bu miktar azaldığından zararın oluşmadığına,
E. Sanık … müdafiinin temyiz istemi;vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
F. Sanık … müdafiinin temyiz istemi; hükmün temyizen incelenmesi talebine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihlerinde sanıklardan …, …, …, …, …, …, … ve …’in S.S. Yeni … Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları, … ve …’in kooperatifin inşaat malzemesi ihtiyacının bir bölümünün karşılandığı … Limited Şirketinin ortakları oldukları, kooperatifin adı geçen şirkete herhangi bir borcu bulunmadığı halde …, … ve …’un 01.06.2006 tarihli yönetim kurulu kararı ile 14 adet daire ve toplam 315.000,00 TL üye senedi verilmesine dair karar aldıkları, söz konusu kararda … ve …’in de imzalarının olduğu ve bu kapsamda 2 adet dairenin … ve …’in yetkilisi oldukları şirkete tapuda devredildiği, devredilen dairelerin bedelinin sanıklar …, … ve …’un zimmetinde olduğu, … ve …’in zimmet suçuna iştirak ettikleri ayrıca belgesiz harcamalar nedeniyle 2004 yılında …, … ve …’in 23.500 TL, 2002 yılında …, … ve …’in 9.474 TL, 2001 yılında ise …, … ve …’in 29.880 TL’yi mal edinmek suretiyle zimmet suçunu işledikleri kabul edilerek …, … ve …’un zincirleme basit zimmet, … ve …’in zincirleme basit zimmete yardım etme suçundan ayrı ayrı cezalandırılmalarına, …, …, …, … ve … hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar …, …, … ve … hakkında kurulan düşme hükümleri yönünden
Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun’un 202 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen basit zimmet suçunu oluşturacağı anlaşılmakla, suç vasfının belirlenmesinde ve buna göre verilen zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine ilişkin hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık … hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, yüklenen suçtan beraat etmediği nazara alındığında, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası gereği sanık lehine vekalet ücreti takdiri mümkün olmadığından sanık … müdafiinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
B. Sanık … hakkında verilen düşme hükmü yönünden
Sanık …’ın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 08.01.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
C. Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden
Dairemizin mahkemece uyulmasına karar verilen 15.09.2015 tarihli ve 2014/1388 Esas, 2015/14233 Karar sayılı bozma ilamında; kooperatif inşaatlarına ait plan, proje, metraj cetvelleri, hak ediş raporları temin edilmek suretiyle inşaat konusunda uzman bilirkişilerin iştiraki ile mahallinde keşif yapılıp suç tarihleri ve görev dönemleri itibarıyla inşaatların fiziki gerçekleşme oranları, proje ile yapılan işlerle proje harici işlerin belirlenmesi, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının birim fiyatları esas alınarak” toplam inşaat maliyetinin ve kullanılan malzeme miktarıyla değerinin tespitinden sonra kooperatife ve şirkete ait tüm defterlerin ve dayanak belgelerinin celbedilerek birlikte dosyanın Sayıştay Emekli Uzman Denetçilerinden oluşacak üç kişilik bilirkişi kuruluna tevdi ile kooperatifin suç tarihlerini kapsayan dönemlerdeki üye aidatları, alınan borçlar ile sağlanan tüm gelirlerinin, dosya kapsamındaki teknik bilirkişilerce verilecek raporlardaki tespitler de dikkate alınarak kooperatifin gaye ve inşaatı için yapılanlar ile icra dairesi ve mahkeme masrafları dahil tüm giderlerinin ne kadar olduğunun belirlenip karşılaştırılması yapılarak aralarında fark olup olmadığı, söz konusu şirketçe ibraz edilen ve dosyada bulunan faturaların denetime imkan verecek şekilde listelenmesi, sanıkların görev dönemleri itibarıyla başkaca inşaat şirketlerinden de mal ve hizmet alımlarının yapılmış olduğu da nazara alınıp adı geçen şirket haricinde yapılan malzeme alımlarının bedelinin sanıkların görev dönemleri itibarıyla belirlenen toplam malzeme maliyetinden çıkarılmasıyla elde edilecek meblağ ile bahse konu şirketin düzenlediği fatura tutarlarının karşılaştırılması suretiyle Altın Bahadırlar şirketinden alınan malzeme karşılığı düzenlenen faturalar ve şirkete ödenen nakit para ile verilen ve ödemesi yapılan senetler konusunda icra dairesindeki senetlerin tutarı da dikkate alınarak şirket ve kooperatif kayıtları arasındaki çelişkinin giderilmeye çalışılması, malzeme alımından veya kooperatif ve üye senetlerinin ödenmemesinden kaynaklanan kooperatifin herhangi bir borcunun bulunup bulunmadığı, mevcutsa miktarının ne olduğu ve bunun hangi tarihte ve nereden kaynaklandığının tespit edilmesi gerektiği belirtildiği halde, bozma sonrası alınan 24.04.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunun bozma ilamında belirtilen ve yukarıda açıklanan hususlara ilişkin inceleme ve değerlendirme içermediği, bu itibarla hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı nazara alınarak dosya ve eklerinin Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi ile bozma ilamında belirtilen çelişkileri ve eksiklikleri giderecek ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık … müdafii ile katılan … vekilinin temyiz isteklerinin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
B. Sanıklar …, …, … ve … hakkında kurulan düşme hükümleri yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2015/431 Esas, 2021/21 sayılı Kararında katılan … vekili ile sanık … müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan … vekilinin ve sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanıklardan … hakkında verilen düşme ile …, …, …, … ve … hakkında kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden
Gerekçe bölümünün (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.01.2021 tarihli ve 2015/431 Esas, 2021/21 sayılı Kararına yönelik sanıklar …, …, …, … ve … müdafileri ile katılan … vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, sanık … bakımından sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.11.2023 tarihinde karar verildi.