Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2023/11 E. 2023/5556 K. 27.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/11
KARAR NO : 2023/5556
KARAR TARİHİ : 27.04.2023

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇLAR : Görevi kötüye kullanma ve zimmet
İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.02.2021 tarihli ve 2020/155114 Soruşturma, 2021/20797 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararına vaki itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.08.2021 tarihli ve 2021/1911 Değişik iş sayılı Kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.08.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/139035 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/139035 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin 22 yıldır Büyük Grup Yapı Kooperatifi üyesi olduğu ve kendisi adına tahsis edilen taşınmazların yapımı ile ilgili olarak uzun yıllardır sonuç alamadığı, bu süreçte şüphelilerin görevlerini yerine getirmeyerek kooperatifin zararına neden olacak işlemler gerçekleştirdiklerinin ve zimmet suçunu işlediklerinin iddia olunduğu,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, müştekinin söz konu iddiaları ile ilgili olarak Başsavcılık tarafından 09/03/2020 tarihli ve 2019/185504 esas, 2020/26797 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve müştekinin iddiaları ile ilgili olarak bir delil bulunmadığı belirtilmiş ise de,
Dosyada mevcut İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/185504 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde, müştekilerin farklı olduğu, Büyük Yapı Kooperatifi yönetim kurulu başkan ve üyelerinin görevi kötüye kullanma ve zimmet suçunu işlediklerinin iddia olunduğu, müştekilerin şikayetlerinden vazgeçmeleri ve soyut iddialarından başka delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ancak bahse konu iddialar ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadığının anlaşıldığı,
Öncelikle Büyük Yapı Kooperatifine ilişkin bahse konu iddialar ile ilgili tüm belgelerin gerek kooperatiften gerekse kooperatifin banka hesaplarının bulunduğu bankalardan temin edilmesi, şüphelilerin ifadelerine başvurulması, müştekinin dilekçelerinde belirttiği Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/18 esas, Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/138 esas ve İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/774 esas sayılı dosyalarının temin edilerek incelenmesi, gerekli görülmesi halinde dosya örneklerinin temin edilmesi yahut dosya incelemelerinin tutanağa bağlanması, kooperatif lehine kısmen kabul kararı verildiği belirtilen Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/138 esas sayılı kararına ilişkin alacağın yönetim kurulu tarafından icraya konulmadığının da iddia olunması karşısında, söz konusu alacağın icrasına yönelik yapılan işlemlerin tespiti ile iddia konusu olan teminat mektuplarının akıbetleri ile ilgili olarak gerekli yazışmaların gerçekleştirilmesi, nihayetinde söz konusu iddialar ile ilgili olarak alanında uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiği anlaşılmakla, belirtilen hususlar bakımından soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi, sonucuna göre kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın esası hakkında bir değerlendirme yapılması gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Şüpheliler , …, …, …, …, … ve … hakkında şikayetçinin dilekçesinde belirttiği; kooperatif yönetim kurulu üyelerinin Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/18 Esas sayılı dosyasında verilen ihtiyati tedbir kararına istinaden kooperatif üyelerinden toplanıp vadeli mevduat hesabına yatırılan paranın faizini şahsi hesaplarına aktararak haksız kazanç elde ettikleri, yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda kooperatif vekili olan Gökhan’ın 2017 yılında kooperatif lehine verilen mahkeme kararını icraya koymadığı, kooperatif adına açılan ve İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/774 Esas numaralı dosyasında görülmekte olan menfi tespit davasının duruşmasında hazır bulunmayarak işlemden kaldırılmasına sebebiyet verdiği ve bu şekilde özen yükümlülüğünü bilerek yerine getirmediği, kooperatif yönetim kurulu üyesi …’ün oğlu …’in kuracağı firma için kooperatif kasasından izinsiz bir şekilde 100.000 TL para aldığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.02.2021 tarihli ve 2020/155114 Soruşturma, 2021/20797 sayılı Kararı ile yönetim kurulu üyeleri hakkında mevduat faizlerini uhdelerine geçirdikleri isnadına yönelik 09/03/2020 tarihli, 2019/185504 Soruşturma ve 2020/26797 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararın verildiği, diğer iddialar bakımından ise müştekinin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 66 ncı maddesine istinaden kooperatiflerin asıl denetleme organı olan denetçilerin dikkatini çekme ve açıklama yapılmasını isteme yetkisinin yanında aynı Kanun’un 86 ncı maddesine istinaden Ticaret Bakanlığı vasıtasıyla denetleme yapılmasını isteme yetkisinin bulunduğu ve 98 nci maddesinin yollamasıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 553 üncü maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine yönelik sorumluluk davası açma hakkını kullanabileceği gibi hukuk mahkemeleri nezdinde de kooperatif ile ilgili tespit yaptırma hakkını haiz olduğu gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair Karar verilmiştir. Şikayetçi vekilinin itirazı üzerine merci İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.08.2021 tarihli ve 2021/1911 Değişik iş sayılı Kararı ile şüphelilerin “Görevi Kötüye Kullanma” ve “Zimmet” suçlarını işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun’un 172 nci maddesi “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir…”, 173 üncü maddesi“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir…” hükümlerini içermektedir.
3.Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
4. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; merci İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğince, şüphelilerin ifadelerine başvurulması, Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/18 Esas, Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/138 Esas ve İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/774 Esas sayılı dosyalarının asılları veya onaylı örnekleri ile suç dönemine ilişkin kooperatife ait belgelerin ve banka kayıtlarının temin edilmesi, iddia konusu olan teminat mektuplarının akıbetlerinin araştırılmasını müteakip Büyükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/138 Esas sayılı dosyasında verilen kararın icrasına yönelik yapılan işlemlerin tespit edilmesinden ve söz konusu iddialar ile ilgili olarak alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmasından sonra, şüphelilerden Gökhan’ın aynı zamanda kooperatifin avukatı olduğunun belirtilmesi karşısında, isnat edilen fiilleri kooperatif başkanı sıfatı ile mi avukat sıfatı ile mi gerçekleştirdiği hususu üzerinde de durularak şüphelilerin hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.08.2021 tarihli ve 2021/1911 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için soruşturma dosyasının Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.