YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/4791
KARAR NO : 2023/10804
KARAR TARİHİ : 07.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇTAN ZARAR GÖRENLER : Hazine, …
SUÇLAR : Zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, düşürülme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2013/374 Esas, 2016/198 sayılı Kararının suçtan zarar görenler vekili, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ve … müdafileri, katılan ve katılan sanık vekili ile katılan … mirasçıları … ve … vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafiinin 24.05.2016 tarihinde tefhim edilen hükmü bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra verdiği 30.06.2016 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından, süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklara isnat olunan denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin; kooperatif görevlisi olmayan sanık … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının katılma ve hükümleri; katılan sanık …’ın hükümden sonra 28.06.2017 tarihinde öldüğü, 5271 sayılı Kanun’un 243 üncü maddesine göre katılan ölürse katılma hükümsüz kalacağından, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılmak isteyip istemediklerinin tespiti için mirasçılarına usulüne uygun olarak gerekçeli kararın tebliğ edildiği, mirasçılar … ve …’ın 28.11.2022 tarihli dilekçe ile temyiz ve katılma talebinde bulunarak …’ın temyiz iradesini devam ettirdikleri ancak zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, kooperatif üyesi olmak dışında bir sıfatları bulunmayan ve kooperatif tüzel kişiliğini de temsile yetkili kılınmayan … ve …’ın usulsüz olarak katılanlığına karar verilmesi hükümleri temyiz hakkı vermeyeceğinden, vekillerinin bu suçlardan kurulan hükümleri temyiz yetkilerinin bulunmadığı kabul edilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazine ile zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından zarar gören Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Hazinenin ve 7417 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının zimmet suçundan başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları, ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının diğer suçlara ilişkin 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz hakkının bulunduğu tespit edilmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılan Hazine vekilinin sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükümlerini, katılan … vekilinin sanıklar …,…, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükümleri ile sanıklar … ve … dışında kalan sanıklar hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından kurulan düşürülme hükümlerini, sanıklar … ve … müdafiilerinin ise müvekkilleri hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerini temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanıklar … ve … müdafiinin tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2013/374 Esas, 2016/198 sayılı Kararı ile; sanıklardan …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan beraat, … ve … hakkında zimmet suçundan mahkumiyet, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair kararlar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılanlar Hazine ile … vekilinin temyiz talepleri, zimmet suçundan verilen beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, zamanaşımı süresi dolmadığından verilen düşürülme kararlarının hatalı olduğuna ve atılı suçlardan sanıkların cezalandırılmasına yöneliktir.
2.Sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz istemleri, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve müvekkilleri hakkında beraat kararları verilmesi gerekirken mahkumiyet kararları verilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
Sanıklardan … hakkında ölüm nedeniyle verilen düşürülme hükümlerine yönelik temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Kooperatif adına kayıtlı olan bir adet taşınmaz ile yine kooperatife ait olan ancak kooperatif yetkilisi sanık … adına kayıtlı bulunan bir adet taşınmazla ilgili olarak yönetim kurulu üyesi olan bir kısım sanıklar tarafından yönetim kurulu üyesi olmayan sanık … adına vekaletname çıkarıldığı ve sanık … tarafından vekaletnamelere istinaden iki adet taşınmazın toplam 549.270 TL’ye satıldığı ancak bu paranın üyelere sadece 300.000 TL’lik kısmının dağıtıldığı, bakiye 249.270 TL’nin ise sanıklar …, … ve …’un uhdesinde kaldığı iddiasıyla bu sanıklar hakkında zimmet suçundan, yine yasal olan hiçbir defterin tutulmaması nedeniyle yönetim kurulu üyesi olan sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan, tahsilat işlemlerinde hiçbir yetkisi olmadığı halde para tahsilatı yapmak ve tahsilatları kayıt dışı bırakmak sureti ile yönetim kurulu üyelerinin zimmetlerine para geçirmesine yardımcı olan sanık … hakkında zimmete iştirak suçundan, keza yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi olarak görev yapan diğer sanıklar hakkında da kooperatif genel kurul toplantılarının zamanında yapılmadığı, defter tutma yükümlülüğüne aykırı davranıldığı ve hesapların denetlenmemesi iddialarıyla ilgili olarak da denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından kamu davaları açılmıştır.
Mahkemece; sanıklar hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından açılan kamu davalarında suç tarihi ile iddianamenin tanzimi tarihi arasında beş yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek anılan suçlardan düşürülme kararları verilmiş, yine bir kısım sanıklar hakkında savunmalarının aksine zimmet suçunu işlediklerine dair dosyada delil bulunmadığından üzerlerine atılı suçtan beraatlerine hükmedilmiştir.
Taşınmazların satışından elde edilen paraların üyelere dağıtılmayan kısmının yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan sanık … ile satış işlemlerini gerçekleştiren sanık …’un uhdesinde kaldığı kabul edilerek bu sanıkların üzerlerine atılı zimmet suçundan cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir.
IV.GEREKÇE
A. Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından kurulan düşürülme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanlar Hazine ve bakanlık vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Sanık hakkında 28.06.2013 tarihli iddianame ile tahsilat işlemlerinde hiçbir yetkisi olmadığı halde para tahsilatı yapmak ve tahsilatları kayıt dışı bırakmak sureti ile yönetim kurulu üyelerinin zimmetlerine para geçirmesine yardımcı olduğu iddiasıyla zimmete iştirak etme suçundan kamu davası açıldığı ancak bu konuda hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu suçtan mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanığın yargılama konusu eyleminin sübutu halinde basit zimmet suçunu oluşturacağı ve bu suçun suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 202 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu anlaşılmıştır.
Suç tarihi olan 16.10.2003 ile inceleme günü arasında 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
C. Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati karşısında katılanlar Hazine ve bakanlık vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
D. Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıtlarına göre sanıklardan …’in hüküm tarihinden sonra 19.01.2023, …’un 16.02.2017, …’un 22.10.2018, …’ın 31.12.2019 ve …’ın 28.06.2017 tarihlerinde vefat ettiklerinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle;
Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafiinin adı geçen sanıklar hakkında verilen hükümlere, katılan … ve şikayetçi … vekili ile şikayetçi mirasçıları … ve … vekilinin sanıklar hakkında kurulan hükümlere, Hazine vekilinin sanık … dışında kalan sanıklar hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından kurulan hükümlere ve … vekilinin ise sanık … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteklerinin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2. Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme, 1163 sayılı Kanun’a muhalefet ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na muhalefet suçlarından kurulan düşürülme hükümleri yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle katılanlar Hazine ile bakanlık vekilinin İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2013/374 Esas, 2016/198 sayılı Kararına yönelik temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan “düşürülmesine” ibaresinin “düşmesine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2013/374 Esas, 2016/198 sayılı Kararına yönelik katılanlar Hazine ve bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
4. Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükümleri yönünden
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2013/374 Esas, 2016/198 sayılı Kararında katılanlar Hazine ve bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar Hazine ile bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
5. Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2013/374 Esas, 2016/198 sayılı Kararına yönelik katılanlar Hazine ve bakanlık vekili ile sanık … müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.11.2023 tarihinde karar verildi.