YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19252
KARAR NO : 2013/1678
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK.nun 1007.maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; davacının 1987 yılında satın almak suretiyle iktisap ettiği dava konusu taşınmazın, kıyı kenar çizgisinde kalması nedeniyle, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.2003 tarihinde kesinleşen 1995/200-2001/410 sayılı karar ile tapu kaydının iptal edilmesi üzerine davacı tarafından tazminat istemli bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi yöntem itibariyle doğrudur. Ancak; alınan raporlar, zemin değerinin tespiti açısından hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
1- Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, emsal taşınmazların gerçek satış değerlerini yansıtmadığından bahisle, piyasa rayicinden söz edilerek taşınmazın zeminine değer biçilmiş olup, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir.
Bu durumda, taraflara tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen taşınmaza yakın bölgeden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüz ölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre taşınmazın dava tarihindeki değerinin belirlenmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile karar verilmesi,
2- Tapu kaydı, mahkeme kararı ile iptal edilen taşınmazın zemininin ve üzerindeki yapıların dava tarihindeki değeri belirlenip, faizin de dava tarihinden başlatılması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Kabule göre de; hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, taşınmaz ve üzerindeki yapıların 10.12.2011 tarihi itibariyle toplam değeri 109.998,00-TL olarak hesap edildikten sonra, raporun sonuç kısmında maddi hata sonucu bu miktarın 129.800,00-TL olarak gösterilmesi ve mahkemece de, maddi hataya dayalı miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U….nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 11.02.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan taşınmaz üzerinde bulunan yapı, idarece yıkılmadığı için bedelinin malikine ödenmemesi gerekir. Çünkü;
1) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19.maddesinde “Başkası adına tapulu, sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yerin kamulaştırılmasında binaların … bedeli zilyedine ödenir.”
2) 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesinin 8, 9 ve 10.fıkralarında;
“Üzerinde bina bulunan hisseli parselde, şûyulandırma sadece zemine ait olup, şûyuun giderilmesinde bina bedeli ayrıca dikkate alınır.
Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur.
Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye veya valilikçe kamulaştırılmadıkça yıktırılamaz.”
Hükümleri yer aldığından, Dairemizin uygulamalarına göre, bina bedelinin ödenebilmesi için, bina ilgili idare tarafından yıkılmış olmalı veya kullanımının imkansız olması gerekmektedir.
Dava konusu edilen bina, idare tarafından kullanılmaya devam edilmektedir. Bina yıkıldığında maliki bedel davası açacak ve dava tarihindeki bedeli ödenecektir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Dairemizin sayın çoğunluğunun bina bedelinin ödenmesi yönündeki görüşlerine katılamıyoruz. 11.02.2013