YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10439
KARAR NO : 2015/16746
KARAR TARİHİ : 08.10.2015
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2009
NUMARASI : 2008/147-2009/206
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden, dava konusu ……….. Mahallesi, … ada, …. parsel sayılı taşınmazın E….blok, …. nolu 10/1080 arsa paylı bağımsız bölüm malikinin dava açıldığı tarihte M. Ç. olduğu, yargılama sırasında da 04.02.2009 tarihinde
I. G. ‘e satmış olduğu, ancak bu pay yönünden davanın M.. A.. adına açılmış olduğu anlaşılmıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14/5. fıkrasında; “idare tarafından, bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan malike ve zilyede karşı açılan davaların görülmesi sırasında, taşınmaz malın gerçek malikinin başka bir şahıs olduğu anlaşıldığı takdirde, davaya bu gerçek malik, tapu malikinin daha önce öldüğü sabit olursa mirasçıları da dahil edilmek suretiyle devam olunur.” hükmü yer almaktadır.
Mahkemece, davacı idare vekilinin temyiz talebi üzerine; davalı M.. A.. yerine davalı olarak M. Ç. yazarak tavzih talebini kabul etmiştir.
HMK’nun 305. maddesine göre; “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmü ve yine HMK’nun 124/4. maddesinde yargılama devam ederken “Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir.” hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla; tavzih kararı hükmün yeterince açık değilse veya birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa istenebileceği ve tavzih ile hükümden sonra taraf değişikliği yapılamayacağı gibi, yargılama sırasında taşınmazı devralan tapu maliki I. G. ‘ün de usulüne uygun şekilde davaya dahil edilmediği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 14/5 maddesi uyarınca, tapu maliki I. G. ‘ün davaya dahil edilmek suretiyle devam olunup, usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, yazılı biçimde karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.