YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15324
KARAR NO : 2015/20663
KARAR TARİHİ : 16.11.2015
MAHKEMESİ : Çekerek Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 14/02/2013
NUMARASI : 2011/57-2013/72
Taraflar arasındaki 4650 sayılı yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçelerle istenilmiş, davalı vekili de temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunmuş olmakla, duruşma için belirlenen 25.11.2014 günü temyiz eden taraf vekillerinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, tarafların sözlü açıklamaları dinlenip, verilen geri çevirme kararı üzerine gelen dosyadaki kâğıtlar okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, 4650 sayılı yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kamulaştırılan taşınmaz üzerinde bulunan yapılara resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde ve dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların bedelinin ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kamulaştırlan taşınmazın arsa vasfındaki zemini ile ilgili olarak yapılan değerlendirme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Dava konusu taşınmaz arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesi uyarınca, arsalara kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan yakın yer ve benzer yüzölçümlü satışlara göre değer biçilmesi gerekir.
Bilirkişi kurulu raporunda emsal alınan taşınmaz, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden daha farklı bir mahallede olduğu gibi, emsal kabul edilen taşınmaz satışının vergi ve harçtan kaçınmak için düşük gösterildiği açıklandıktan sonra, dava konusu taşınmaza değer biçildiğinden alınan rapor zemin bedeli yönünden inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazların ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulmasI gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Kabule göre de;
a- Değerlendirme tarihi olan 2011 yılında dava konusu taşınmaz ile bilirkişi kurulunca emsal kabul edilecek taşınmazların, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değerlerinin, ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesinden istenip, dava konusu taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporu da denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
b- Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda emsal olarak incelenen taşınmaz, imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli olduğu halde, kıyaslama sonucu bulunan metrekare birim fiyatından %35 oranında imar düzenleme ortaklık payı indirilmesi,
3-2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine 6459 sayılı Yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, dava dört ay içerisinde sonuçlandırılamadığından, Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2013 tarih ve 2013/817 başvuru numaralı 1. bölüm kararı da göz önüne alınarak ve dava açıldıktan sonra taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği de gözetilerek kamulaştırma bedelinin acele el koyma nedeniyle ödenmesine karar verilen 260.405,78 TL’lik kısmına 26.06.2011 gününden 11.11.2011 tarihine kadar, bakiye kısma ise 26.06.2011 tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerektiğinden
Hükmün taraf vekillerinin temyiz itirazları doğrultusunda yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 1.100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı idareye, 1.100,00-TL vekalet ücretinin de davacı idareden alınarak davalıya verilmesine, 16/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.